MART-NİSAN 2026 / KAPAK KONUSU

Aynı kaygıları paylaşarak suyumuzu koruyabiliriz


Sema ÖZAY    

03.06.2026 


Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak yağışlar azalıp sıcaklıklar yükselirken; nüfus artışı, kentleşme, sanayi ve tarımdaki büyümeyle birlikte su tüketimi de artıyor. Bu iki yönlü baskı, mevcut su kaynaklarının verimli kullanılmasını her zamankinden daha önemli hâle getiriyor. Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever, her bireyin farkındalığının artması ve aynı kaygıları paylaşmasıyla suyumuzu koruyabileceğimizi vurgulayarak ülkemizde tarım, sanayi, içme suyu ve bireysel tüketimde su verimliliğini artırmak ve toplumsal farkındalığı yükseltmek için yürütülen çalışmaları ve hedefleri dergimize anlattı.

Türkiye’deki su kaynaklarının yönetiminden sorumlu genel müdürlük olarak su verimliliği politikanızı anlatır mısınız?
 
Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemizin iklim değişikliğinden ileri seviyede etkilendiği görülüyor. 2025 yılı alansal yağışlar, ortalama yağışa göre yüzde 28 azalarak son 61 yılın en düşük seviyesine indi. Ortalama sıcaklıklar 15,1 °C ile 1991-2020 ortalaması olan 13,9 °C’nin 1,2 °C üzerinde gerçekleşerek son 55 yılın beşinci en sıcak yılı oldu.  Yağışlar, 2025-2026 su yılının ilk 6 ayında, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25 üzerinde gerçekleşmiş olmakla birlikte sıcaklıklar 0,5-1 derece arasında ortalamanın üzerinde seyretti. Yağış ve buharlaşma faktörleri, 2025 yılında yaşanan kuraklığın etkileri birlikte değerlendirildiğinde su kaynaklarının ve su arz güvenliğinin hassasiyetinin devam ettiğini söylemek mümkün. Dolayısıyla, artan sıcaklıklar, azalan ve düzensizleşen yağışlar su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. 
 
Küresel ısınmada hedef 2030’a kadar 1,5 dereceyi aşmamak. Ancak küresel ısınmanın öngörülerden hızlı ilerlediğini görüyoruz. Dolayısıyla, azaltım programlarının uygulanmasının yanı sıra uyum faaliyetlerini de eş zamanlı yürütmemiz ve hızlandırmamız iklim değişikliğine karşı direncimizi artırmakta son derece önemli. Uyum konusuna geldiğimiz zaman ise “su merkezli uyum” karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda, elimizdeki verileri değerlendirip sıcak noktaları belirleyerek hareket ediyoruz.
 
2000’li yıllarda suyla ilgili havza bazlı yönetim planları ele alınmaya başlandı. Bunlara ilave olarak artık değişen iklim koşulları ile birlikte dirençlilik kapasitemizi de artırıyoruz. Bu noktada “su verimliliği” bir zorunluluk hâline geldi. Birleşmiş Milletlerin 2030 sürdürülebilir kalkınma hedefleri ajandası da pek çok noktada su verimliliğine vurgu yapıyor. Çünkü su verimliliği iklim değişikliğine uyumda bir kalkan görevi üstleniyor.
 
Su verimliliği yaklaşımımızı “birim sudan en yüksek faydayı sağlamak” prensibi üzerine inşa ediyoruz. Yani ihtiyaçların kısıtlanması değil teknolojinin kullanımı ve alışkanlıkların değiştirilmesi ile aynı ürün ve hizmetin daha az su ile sağlanması diyebiliriz. Su verimliliğinin toplumsal yaşam ve üretim kültürüne dönüştürülmesi ve ulusal politikalara entegre edilmesi öncelikli politikalarımız arasında yer alıyor. 
 
Bu gerçekten hareketle, ülkemizde her alanda suyumuzu verimli kullanarak, kaynaklarımızın sürdürülebilirliğinin sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması gayesi ile Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde ve Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda başlatılan “Su Verimliliği Seferberliği”nde 3 yılı geride bıraktık. Bu noktada, Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamında su verimliliği hedeflerimiz ve eylemlerimizle ulusal önceliklerimiz belirlendi. Dolayısıyla tüm kurum ve kuruluşların iş birliği ile yürüyen bir yol haritası oluştu. 

Haber Görseli

Öncelikli politikalarımızın mihenk taşlarını şu şekilde sıralayabiliriz: Tarımda, sanayide, kentleşmede suya göre planlama; suyun kullanımında teknoloji kullanmanın yaygınlaştırılması; arıtılmış atık suların yeniden kullanılması; yağmur suyu hasadı; taşkın ve sellerle gelen suyun kullanıma sunulması; yer altı su depolarının artırılması; mevzuatın güçlendirilmesi; ekosistem temelli entegre su yönetim anlayışının benimsenmesi, uygulanması ve suyun bugünkü medeniyette ve gelecekte önemini vurgulayan ulusal, bölgesel ve uluslararası ölçekte bilgi ve farkındalık oluşturma. 
 
Sonuç olarak, su verimliliği politikamız; tarım, sanayi ve kentsel alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşıma dayanıyor. 
 
POLİTİKALARIMIZIN TEMELİ “SUDA SIFIR KAYIP”
“Sudan ucuz, su gibi harcamak” deyimlerini kullanan bir toplumuz.  Su verimliliği ve su tasarrufu konusundaki toplumsal algı ve tutumumuzu değerlendirir misiniz?
 
Aslında suya ilişkin algının iki yönlü olduğunu söyleyebiliriz. Bir yandan “su gibi aziz” diyerek kıymetini yüceltirken diğer yandan “sudan ucuz” diyerek bol ve sınırsız bir emtia gibi görüyoruz. Bu da zaman zaman bilinçsiz tüketime ve israfa yol açabiliyor. Özellikle son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerinin daha fazla hissedilmesiyle birlikte suyun kıymetine dair farkındalığın da giderek arttığını görüyoruz.
 
Bugün geldiğimiz noktada hem artan nüfus, şehirleşme, tarımsal ve endüstriyel üretimdeki büyüme ile birlikte talep artışı hem de iklim değişikliği suyun daha özenli ve verimli kullanılmasını zorunlu hâle getiriyor. Bu çerçevede biz de su yönetimi politikalarımızın temeline “Suda Sıfır Kayıp” anlayışını koyarak yolumuza devam ediyoruz. 
 
Altını çizmek isterim, su verimliliği sadece teknik bir konu değil aynı zamanda son derece insani bir konu. Hem bugünümüz hem yarınımız için, gelecek nesillerimiz için, doğadaki tüm canlılar için, yaşanabilir bir gezegen için suyu korumamız şart. Su verimliliği bu yönüyle köklü toplumsal bir davranış ve kültür dönüşümü aslında. Bu nedenle toplumda kalıcı bir bilinç oluşturmak büyük önem taşıyor. Toplumun her alanında su verimliliği kültürünü yaygınlaştırmak için Bakanlığımız ve Genel Müdürlüğümüz olarak çiftçiden sanayiciye, belediyelerimizden kamu kurumlarımıza, öğrencilerimize kadar pek çok eğitimler düzenliyoruz. 
 
Su verimliliği bir zorunluluk ve bu sürecin başarıya ulaşması için sadece kurumların değil tüm vatandaşların bu anlayışı benimsemesi gerekiyor. Küçük adımların büyük sonuçlar doğuracağını unutmadan, günlük hayatımızda yapacağımız bilinçli tercihlerle bu sürece katkı sağlayabiliriz.

Haber Görseli

Tarımda verimli su kullanımı için yaptığınız çalışmaları ve hedefleri açıklar mısınız? 
 
Dünya genelinde tarımsal amaçlı su kullanımı, toplam sektörel su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’unu oluşturuyor. Bir tarım ülkesi olarak ülkemizde de tarımsal sulamanın toplam su kullanımındaki payı yüzde 79. 
Karşı karşıya olduğumuz kuraklık tarım sektörünü, tarıma dayalı sanayimizi ve gıda güvenliğimizi de etkiliyor. Buharlaşma, iletim kayıpları, eskiyen altyapı ve bilinçsiz sulama gibi nedenlerle suyu bitkiye ulaştıramadan kaybedebiliyoruz. 
 
SULAMA RANDIMANINI YÜZDE 65’E YÜKSELTMEYİ HEDEFLİYORUZ
 
Tarımsal sulamadaki bu kayıpları azaltmak için Tarım ve Orman Bakanlığı olarak çiftçilerimizin bu gerçeklerin farkında olmasını sağlayacak ve iyileştirmeye yönlendirecek pek çok çalışma yürütüyoruz. Tarla içi sulama sistemlerinin modernizasyonu, eskiyen hatların rehabilitasyonu, kuraklığa karşı erken uyarı sistemleri, suyu merkeze alan planlı üretim desteklerimiz ve çiftçi eğitimlerimizle önemli bir mesafe aldığımızı özellikle belirtmek isterim. Bu kapsamda, su verimliliği için ülke vizyonumuzu ortaya koyan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planımız ile tarımda suyun verimli kullanımı için de ulusal stratejilerimizi, hedeflerimizi ve paydaşlarımıza düşen sorumlulukları belirledik. Sulama randımanını 2030 yılına kadar yüzde 60, 2050’de ise yüzde 65 seviyesine yükseltmeyi hedefliyoruz.
 
“Suya göre tarım” yaklaşımıyla su kaynaklarına uygun tarımsal üretim modellerini teşvik ediyoruz. Su tüketimi yüksek bitkiler yerine bölgenin su varlığı ve iklim koşulları ile uyumlu bitki desenlerinin belirlenmesi, sulama randımanını artıracak yöntemlerin kullanılması ile su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Tarımsal sulamada verimliliği sağlayan basınçlı sulama sistemlerine ve alternatif enerji kaynaklarının kullanımına yönelik olarak Bakanlığımızca çiftçilerimize hibe desteği sağlanıyor. Hibe desteği bu yıl yüzde 70’e varan oranlara yükseltildi. Sulama hatları kapalı sulama sistemlerine dönüştürülüyor. Ölçüm ve izleme sistemleri yaygınlaştırılıyor.
 
Bakanlığımız ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle Gediz Havzası’nda entegre su kaynakları yönetimine ilişkin yaptığımız çalışmalarla 5 adet “Uygulamalı Çiftçi Okulu” kurduk. Damla sulama yöntemi ve akıllı sulama sistemleri konularında sahada uygulamalı eğitimler gerçekleştirdik. Bu eğitim çalışmalarının geri bildirimleri de son derece faydalı oldu.
 
Ayrıca Bakanlığımızca her yıl düzenli olarak illerimizde çiftçi eğitimleri düzenleniyor. Örneğin geçen sene yaklaşık 100 bin çiftçimize tarlada suyun verimli kullanımına ilişkin teknikler anlatıldı. Bu sayede çiftçilerimizin verimli sulama yöntemlerini kullanması ve alışkanlıklardan ziyade bilim ışığında sulama yapması için ciddi bir kapasite artırımı söz konusu.

Haber Görseli

152 FARKLI ENDÜSTRİ SEKTÖRÜ İÇİN SU VERİMLİLİĞİ REHBERİ HAZIRLADIK
İmalat, enerji, tekstil, kimya, inşaat gibi sektörler de su tüketimi yüksek olan faaliyet alanlarından. Sanayide su verimliliğini artırmak amacıyla yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
 
Sanayide su verimliliğini artırmak amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Öncelikle sektörel bazda yol haritasını ortaya koyan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamında Endüstriyel Su Verimliliği Eylem Planını hazırladık. Bunun yanında 152 farklı endüstri sektörü için su verimliliği tekniklerini içeren rehberler yayımladık. Bu rehberlerde, her sektör için uygulanabilecek mevcut en iyi teknikler detaylı şekilde yer alıyor.
Su Verimliliği Yönetmeliği ve beraberinde yayımlanan sektörel su verimliliği planları ve rehberleri ülkemizi, kurumlarımızı ve üreticilerimizi geleceğe hazırlıyor. Su verimliliği çalışmalarıyla “Risklere Hazırlıklı-Krizlere Dayanıklı Türkiye” vizyonu çiziliyor.
 
Sanayide temel yaklaşımımız hem üretim süreçlerinde teknolojiden faydalanarak daha az su ile üretim yapmak hem de suyu kullandıktan sonra doğrudan deşarj etmek yerine arıtarak yeniden kullanmak ve böylece suyu döngü içinde tutmak. Bu doğrultuda endüstriyel süreçlerde suyun geri kazanımı ve yeniden kullanımı büyük önem taşıyor. 
 
Suyun yönetimine ilişkin yaklaşım; hukuki çerçevenin yanı sıra uygulama pratiğini de yeniden tanımlıyor. Tarım, sanayi ve kentsel alanlarda suyun daha verimli kullanılmasına yönelik uygulama esasları belirlendi. Tüm sektörlerde su verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılması için “Mavi”, “Yeşil” ve “Turkuaz” olmak üzere 3 seviyede “Su Verimliliği Belgesi”ne ilişkin mekanizma da hayata geçirildi. 
 
Endüstriyel üretimde su verimliliğini artırmak için bazı temel yöntemler öne çıkıyor. Örneğin üretim planlamasının iyileştirilmesi, su ve atık su miktarının düzenli olarak izlenmesi, ekipman temizliğinde basınçlı sistemlerin kullanılması, su kullanımını azaltıyor. Bunun yanı sıra proses çıkış sularının ve arıtılmış atık suların yeniden kullanılması, kapalı devre soğutma sistemlerinin kurulması, buhar ve su sistemlerinin iyileştirilmesi gibi uygulamalar da önemli oranda kazanım sağlıyor. Gelinen aşamada, yaptığımız çalışmalar neticesinde, sanayide su verimliliği uygulamalarıyla yüzde 50’ye varan oranlarda su kazanımı sağlanabileceğini öngörüyoruz. Bu da hem ekonomik açıdan hem de su kaynaklarının korunması açısından oldukça önemli bir kazanım anlamına geliyor.
 
KAYIP ORANINI AZALTMAK İÇİN YEREL YÖNETİMLER ALTYAPIYI İYİLEŞTİRMELİ
İçme suyu insanların ve hayvanların hayatta kalması için birincil ihtiyacı. Bu konuda yaptığınız çalışmaları ve hedefleriniz anlatır mısınız? 
 
İçme suyu deyince önce kaynağından itibaren korumaya başlamak gerekli. Yani “kaynaktan musluğa su verimliliği” diyebiliriz. Bu noktada içme suyu sistemlerindeki kayıpların önlenmesi ön plana çıkıyor. İçme suyu sistemlerindeki su kaybı, kaynaktan alınan suyun depo, şebeke vb. alanlarda sızma, taşma gibi nedenlerle kaybedilmesi; sayaç hataları veya izinsiz kullanımlar nedeniyle düzenli kayıt altına alınamaması başta olmak üzere çeşitli nedenlerle faydalı kullanıma sunulamamasıdır.
 
Mevcut durumda, içme suyu sistemlerinde ülkemizin ortalama yüzde 31,6 olan su kayıp oranını kademeli olarak önce yüzde 25 seviyesine, ardından yüzde 10 seviyelerine düşürülmesi mevzuatımızın belirlediği hedef değer. Bu sadece teknik bir iyileştirme değil aynı zamanda ciddi bir su kazanımı ve ekonomik verimliliği de beraberinde getiriyor. 
 
Yürürlükte olan mevzuat bu konuda yerel yönetimler için bir yol haritası çiziyor. Yerel yönetimlerin de bu yükümlülüklerini yerine getirebilmek için gerekli teknik çalışmaları yürütmesi, yatırım ve finans kaynaklarını bu doğrultuda planlaması gerekiyor.  Bilhassa nerede, ne kadar su kullanıldığını ve kaybedildiğini anlık takip edebilecek sistemler kurulmalı, altyapı iyileştirme çalışmaları yapılmalı. Bu sayede yeni su kaynağı arayışı ve yatırım ihtiyacı da ötelenebilir.
Kentlerimizde içme suyunun verimsiz kullanılmasına neden olabilen bir diğer alan ise yeşil alanlar. Bu alanlarda kurakçıl peyzaj yaklaşımı ile bölgenin iklim koşulları ve doğal bitki türleri ile uyumlu peyzaj oluşturmak son derece önemli. Dolayısıyla sulama ihtiyacı azaltılmış alanlar oluşturmayı hedefliyoruz. 
 
Bireysel tüketim konusunda basit görünen birçok davranış değişikliği büyük tasarruflar sağlayabiliyor. Örneğin, akıtan tesisat elemanlarının tamir edilmesi, diş fırçalarken ya da el yıkarken suyun boşa akıtılmaması, bulaşık ve çamaşır makinelerinin tam dolmadan çalıştırılmaması gibi basit önlemlerle ciddi miktarda su kazanımı mümkün. Gereksiz ön yıkama alışkanlıklarının terk edilmesi, muslukların ihtiyaç dışı açık bırakılmaması, duş sürelerinin kısaltılması, su tasarruflu armatür, kademeli sifon gibi su verimli ekipmanların tercih edilmesi gibi önlemler sayesinde 4 kişilik bir hanede günlük 360 litre su tasarrufu edilebiliyor. Aynı şekilde yağmur suyu ve gri suyun değerlendirilmesi gibi uygulamalar da su verimliliği için oldukça önemli. 
 
Su Verimliliği Seferberliği kapsamında suyumuzun verimli ve sürdürülebilir kullanımına yönelik ilgili tüm paydaşlarımıza yönelik eğitimler, farkındalık çalışmaları, rehberler, kitle iletişimini hedefleyen yayınlar ile pratiğe yönelik uygulama çalışmaları yürütüyoruz. 
 
Öte yandan erken yaşlardan itibaren bu bilinci oluşturmak amacıyla, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerine yönelik “Su Verimliliği Eğitim Setlerini” hazırladık. Bu çalışma ile yalnızca suya duyarlı gelecek nesiller yetiştirmekle kalmıyoruz; evinde ailesine, mahallesinde komşusuna, arkadaşına öğrendiklerini anlatan yavrularımızla on milyonlarca kişiye ulaşıyoruz. Özetlersek su verimliliği bilinci yüksek bir neslin yetişmesi de önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Su yönetimi genel müdürlüğü su verimliliği Afire Sever Sema Özay