MART-NİSAN 2026 / AYIN KONUĞU
Toprağa sırt dönmek, kendinden vazgeçmektir
Hülya OMRAK -
Neslihan AKTAŞ
Günümüz Türk Edebiyatının en önemli şair ve yazarlarından olan Nurullah Genç aynı zamanda akademisyen ve fotoğrafçı kimliğiyle de onu sevenlere yol göstermeye devam ediyor. Şiirlerinde ve fotoğraflarında toprağa, bitkilere, hayvanlara çokça yer veren Nurullah Genç ile günümüzün hızla grileşen ve dijitalleşen dünyasında toprağın önemi üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Bu topraklar için tarımın önemini nasıl değerlendirirsiniz?
Anadolu toprakları dünyanın en zengin toprakları. İnsanlığın en çok ilgilendiği topraklar bizim topraklarımız. Bu toprakların insanlarının tembellikle işi olmamalı. Çünkü bu topraklarda çalışmayan insanlar ya köle olurlar ya da ortadan kalkarlar. Tarım ve orman bizim olmazsa olmazımız. Bir yanında tohum var bir yanında ağaç var. Hayal ediyorum Türkiye’miz acaba tarım açısından son derece zengin, çölleşmeyen, kuraklaşmayan, artık obrukların oluşmadığı, ormanlarımızın gittikçe çoğaldığı bir ülkeye döner mi diye. Benim böyle bir hayalim var. Gittiğimiz yerlerde bazen “sizin adınıza fidan diktik” diye hediye veriyorlar. Bana verilen bütün hediyelerden daha kıymetli onlar. Kütüphanemde onları tek tek ayırarak yan yana koydum. Ara ara bakıyorum ve diyorum ki “şükür Erzurum’un dağlarında iki tane fidanım var” ya da “Bursa’da iki tane fidan dikmişler inşallah büyümüştür.” Fidanlarımız, ağaçlarımız bir de gül gibi çocuklarımız evlerdeki fidanlarımız... bu iki fidanı ihmal etmememiz gerekiyor.
TOPRAKTAN KOPAN KÖLELEŞMEYE MAHKUMDUR
Günümüzün dijitalleşen ve betonlaşan dünyasında, insanlığın toprakla olan bağının zayıflamasını nasıl yorumluyorsunuz?
Topraktan kopan ve uzaklaşan, toprağa bigâne kalan insanlar köleleşmeye mahkûmdur. Çünkü toprak berekettir, toprak merhamettir, toprak meyvedir, toprak ağaçtır, sudur, toprak sıcaktır. Mesela taşın yüzü daha soğuktur. Siz betonlar içinde açan çiçekler gördünüz mü hiç? Ama toprak dendiğinde akla bitkiler gelir, çiçekler gelir, hayvanat gelir. Ben aynı zamanda fotoğrafla ilgileniyorum, fotoğraf çekiyorum yıllardır. Gidip bir ovada, bitkilerin, çiçeklerin arasında çektiğim fotoğrafların bana verdiği mutluluğu beton duvarların üzerine asılmış görseller hiçbir zaman vermiyor. Dolayısıyla buradan gençlerimize, milletimize, çocuklarımıza sesleniyorum; fotoğrafların gerçeğini toprağın yüzünde görmeyi onlara tavsiye ediyorum.
TOPRAKTAN GELEN BENİM İÇİN ÇOK KIYMETLİDİR
Sizin şiirlerinizde toprağın yeri nedir?
Şiirlerimde çokça kullandığım bir kavramdır toprak. Zaten topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Mayamız toprak. Onu çağrıştıracak, bizim toprakla münasebetimizi zaman zaman başakla, buğdayla, tohumla, çiçekle, ağaçla, yeşermeyle, goncayla ya da herhangi bir toprak ürünüyle anlatmak benim şiirlerimin vazgeçilmezidir. Daha önce birisi “şiirlerinizde kullandığınız çiçek isimlerini toplamaya çalıştım neredeyse tüm çiçekleri şiirlerinizde kullanmışsınız” demişti. Çünkü ben tüm çiçekleri çok seviyorum. İnsanların ürperdiği zakkumu bile ben şiirlerimde çokça kullandım. Dolayısıyla topraktan gelen benim için çok kıymetlidir ve her birinin bir anlamı vardır. Bize faydalı olan bitkinin de yediğimizde zehirleneceğimiz bitkinin de tabiata bir faydası vardır. Her şey bir döngü içinde. Cenabıhak insan bu dünyada rahat olsun, mutlu olsun, güzellikler içinde kalsın diye her şeyi vermiş bize. Bu verdiklerinin merkezinde toprak var.
ŞİİR GÖRÜNMEYENİN FOTOĞRAFIDIR, GÖRÜNENİN ŞİİRİ DE FOTOĞRAFTIR
Görünenin şiiri adlı fotoğraf serginizde öznesi insan, doğa ve peyzaj olan fotoğraflarınız yer alıyor. Fotoğraf ve şairin buluşması sizin objektifinizde nasıl gerçekleşiyor?
Şöyle bir güzel tarafı var; şiirle, sanatla, edebiyatla uğraştığınız için hafızanızda zaten görünmeyenin şiiri olan fotoğrafları yazıyorsunuz. Çünkü şiir görünmeyenin fotoğrafıdır. Görünenin fotoğrafı da şiirdir. Siz görünmeyenin fotoğrafı olan şiiri hafızanızda tasarladığınız için görünenin şiiri olan fotoğrafı artık mücessem olarak gözünüzün önünde daha kolay canlandırabiliyorsunuz. Bunun bir sakıncası var, o da şu; mükemmeli arıyorsunuz bu sefer. Güzel fotoğrafı bulmak için çok çaba göstermeniz gerekiyor. Gördüğünüz her görüntünün içinde o fotoğrafı hemen kolayca bulamayabiliyorsunuz. Böyle bir sıkıntı oluşturabiliyor ama bu sıkıntı güzel bir sıkıntı. Fotoğraflarımda ufacık bir temaşa hatası olan fotoğraf bile benim onayımdan geçmiyor.
KÖY YOKSA DEVLET DE YOKTUR
Köy yollarında, kırlarda, ovalarda da fotoğraflar çektiğinizi belirtiyorsunuz. Tarım ve insan size ne ifade ediyor?
Merkez Bankasının yönetim kurulu üyesiyim. İki tane uluslararası fotoğraf yarışması düzenledik. Üçüncüsü şu anda yolda. Onlara da ekonomi ve insan, zenaat ve insan başlıklarını koyduk. Ekonomi ve tarım birbirinden ayrılmaz bir ikilidir. Tarımı çıkardığınız vakit dünyada ekonomi diye bir şey kalmaz. Rahmetli dedem derdi ki “köy yoksa devlet de yoktur.” Çünkü köy demek tarım demektir, tarımın olmadığı bir ülke muhtaç ülke olur. Biz zaten fotoğraf çekerken, kırlarda bayırlarda dolaşırken toprakla iç içe, tarımla iç içe, ayı ve başağı aynı anda fotoğraflamaya çalışırken; çalıştığımız kurumlarda yaptığımız fotoğraf yarışmalarında da aklımıza ilk gelen toprak ve tarım olduğu için çoğu defa o başlıklara yöneltiyoruz insanları. Benim çok sevdiğim bir göl var, Meke Gölü. Bu göl kurudu, çok güzel bir göldür. Fotoğrafçılar orada en güzel fotoğrafı çekmek için yarışır. Şimdi bizim o güzel fotoğrafları çekebileceğimiz bir Meke Gölümüz yok. Tarımı kaybettiğimizde, özümüzü ve kendimizi kaybediyoruz farkında değiliz. Bizi bir süre sonra içinde bulunduğumuz dev binalardaki hayat kurtarmayacak. Biz toprağa sırtımızı döndüğümüz sürece kaybedeceğiz. Onun için işsizlik diye bir şey yoktur. Bu kadar işlenmeye toprak varken kimse işsizlikten söz etmesin bana. Her insan gidip toprakla ilgilenebilir. Terkedilmiş, işlenmeyen yüzlerce, binlerce tarla var Türkiye’de. Ve insanlar geçinememekten şikâyet ediyor. Tabii ki geçinemezsin çünkü toprağa sırtını dönmüşsün.
GENÇLERİ BÜYÜTECEK OLAN TOPRAKTIR
Genç kuşağın topraktan uzaklaştığı, masa başı işlere yöneldiği bir dönemdeyiz. Hem bir hoca hem bir sanatçı olarak günümüz gençlerine neler tavsiye edersiniz?
Anneniz, babanız, okulunuz sizi toprağa yönlendirmiyorsa bilin ki orada bir problem vardır. Size sesleniyorum, bulunduğunuz illerde her fırsatta şehrin dışına çıkıp toprağa gidin. Toprak sizi büyütecek. Sizi büyüten toprağın, sizi büyüten betonlardan daha güzel olduğunu anlayacaksınız.