TEMMUZ-AĞUSTOS 2026 / EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Kabalı’dan Türkiye’ye: Agrostratejik bir tarım modeli mümkün mü?


Üzeyir TEKİN    

02.10.2026 


Türkiye’de tarım çoğunlukla ürün fiyatları, destekler ve dönemsel üretim açıkları üzerinden tartışılıyor. Oysa tarım; ekonomik olduğu kadar stratejik, toplumsal, çevresel ve kültürel bir alandır. Toprağın ve suyun nasıl yönetildiği, hangi ürünün nerede yetiştirildiği ve kırsal nüfusun üretim içinde tutulup tutulamadığı bir ülkenin geleceğini doğrudan belirler. İklim değişikliği, kuraklık, azalan su kaynakları, parçalanmış araziler, kırsal nüfusun yaşlanması ve gıda tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, tarımı artık bir millî güvenlik meselesi hâline getirmiştir.

Tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil; toprağı, suyu, biyolojik çeşitliliği, tarımsal bilgi birikimini, üretim kültürünü ve insan kaynağını birlikte değerlendiren “Agrostrateji” yaklaşımı işte tam da bu gerçeklikten hareket eder. Anadolu, binlerce yıllık üretim tecrübesi, farklı iklim kuşakları, yerel tohumları ve köklü kırsal kültürüyle büyük bir agrostratejik havzadır. Ancak bu potansiyel, yalnızca planlı ve sürdürülebilir biçimde yönetildiğinde stratejik değere dönüşebilir.

Doktora tezimde ve daha sonra kitaplaştırdığım çalışmamda, Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı Köyü’nde uygulanan Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi’ni bu çerçevede değerlendirdim. Amacım projeyi tanıtmak değil; on yıllık uygulamanın ekonomik, toplumsal ve çevresel sonuçlarını inceleyerek Kabalı’da kurulan sistemin Türkiye için bir model oluşturup oluşturamayacağını araştırmaktı.

TARIM POLİTİKASI İLE AGROSTRATEJİ ARASINDAKİ FARK

Türkiye’nin kalkınma planlarında sürdürülebilir tarım, kırsal kalkınma, çevrenin korunması, verimlilik ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması uzun süredir hedefleniyor. Güncel üretim planlaması da ürün deseninin havza şartları ve su kısıtı gözetilerek belirlenmesini, çiftçinin alacağı desteği önceden bilmesini amaçlıyor. Bunlar gerekli adımlardır; fakat üretim planlaması ile Agrostrateji aynı şey değildir.

Üretim planlaması, hangi ürünün nerede ve ne miktarda üretileceğine odaklanır. Agrostrateji ise Türkiye’nin toprak, su, iklim, biyolojik çeşitlilik ve üretici gücünü uzun vadeli millî hedefler doğrultusunda nasıl yöneteceğini sorar. Bu nedenle yalnızca üretim açığını kapatmayı değil; gıda güvenliğini sağlamayı, dışa bağımlılığı azaltmayı, kırsal nüfusu yerinde tutmayı, doğal kaynakları korumayı ve gelecek nesillerin üretim imkânlarını güvence altına almayı hedefler.

PARÇALI TOPRAKLARDAN ORTAK ÜRETİME

Kabalı’da proje öncesinde üretim, küçük ve parçalı arazilerde yürütülüyor; buğday ve arpa üretimi ailelerin temel geçimini sürdürmesine hizmet ediyordu. Geleneksel sulama, gübreleme ve ilaçlama yöntemleri uygulanıyor, toprağın ve suyun uzun vadeli korunması konusunda yeterli denetim bulunmuyordu.

Proje kapsamında köy sakinleri yaklaşık 600 parçadan oluşan arazilerini bir araya getirerek 10 bin 920 dekarlık bütünlüklü bir üretim alanı oluşturdu. Bunun yaklaşık 5 bin dönümünde elma, armut, şeftali ve kiraz yetiştirilmeye başlandı. Kirazın tamamının ihraç edilmesi, üretimin pazarlama kapasitesiyle desteklendiğini gösterdi. Fakat modelin asıl önemi üretim miktarında değil, mülkiyet hakkı korunarak üretim gücünün birleştirilmesindedir.

Arazi sahipleri topraklarını kaybetmeden projeye ortak olmuş, kâr payı almış ve isteyenler aynı alanda ücretli çalışabilmiştir. Böylece köylü, pazarlık gücü zayıf bireysel üreticiden örgütlü bir ekonomik yapının ortağına dönüşmüştür. Türkiye’de tarım işletmelerinin önemli bölümünün küçük ve parçalı arazilerden oluştuğu düşünüldüğünde Kabalı’nın ilk dersi açıktır: Mülkiyet ortadan kaldırılmadan ölçek sorunu aşılabilir. Bunun koşulları güven, şeffaf yönetim, profesyonel işletmecilik ve adil gelir paylaşımıdır.

TARIMSAL KALKINMANIN İNSAN BOYUTU

Araştırma bulgularına göre projeye katılan arazi sahiplerinin hane gelirleri yaklaşık yedi kat artmış, çalışma süresi yıl içinde sekiz aya kadar çıkmış, işsizlik azalmış ve yeni faaliyet alanları doğmuştur. Katılımcıların yüzde 98’i projenin bölge ekonomisini geliştirdiğini belirtmiştir. İş ve mevsimlik işçi sözleşmelerinin yapılması, çalışanların sosyal güvenlik ve özlük haklarında da ilerleme sağlamıştır. Tarımın kayıt dışı ve güvencesiz bir geçim faaliyetinden çıkarılması, gelir artışı kadar değerlidir.

Projenin göç üzerindeki etkisi de dikkat çekicidir: Daha önce köyden ayrılan 12 aile geri dönmüş, katılımcıların yüzde 64’ü gelecekte Kabalı’dan göç etmeyi düşünmediğini ifade etmiştir. Bu sonuç, tarım politikasının aynı zamanda nüfus, şehirleşme ve iskân politikası olduğunu gösterir. Köylerin boşalması büyükşehirlerin konut, ulaşım, işsizlik ve sosyal uyum sorunlarını da ağırlaştırır. İnsanları köyde tutmanın yolu nasihat değil; düzenli gelir, sosyal güvence, eğitim imkânı ve geleceğe dair güven sunmaktır.

Havza temelli planlama doğru bir başlangıçtır; ancak merkezden hangi ürünün destekleneceğini belirlemek yeterli değildir. Ürünün nasıl üretileceği, nerede işleneceği ve depolanacağı, hangi pazara ulaştırılacağı ve üreticinin oluşan katma değerden ne kadar pay alacağı da planlanmalıdır. Kabalı örneği bu bütünlüğü somutlaştırmaktadır.

Haber Görseli

TOPRAK VE SU: STRATEJİK KAYNAK VE EMANET

Agrostrateji yaklaşımında toprak, su ve biyolojik çeşitlilik yalnızca ekonomik girdi değildir; ülkenin stratejik varlığı ve gelecek kuşaklara devredilecek bir emanettir. Kabalı’da damla sulama, kontrollü gübreleme ve modern tekniklerle önemli bir dönüşüm sağlanmış; arazi toplulaştırması gereksiz makine kullanımını azaltmış, girdileri sistemli hâle getirmiş ve toprağın verimliliğinin korunmasına katkıda bulunmuştur.

Bununla birlikte proje dışında kalan küçük arazilerde geleneksel sulama ve gübreleme yöntemlerinin sürmesi, modelin sınırını göstermektedir. Çevresel dönüşüm yalnızca büyük üretim sahasıyla sınırlı kalmamalı, köye ve mümkünse havzanın tamamına yayılmalıdır. Havza bazında su bütçeleri hazırlanmalı, ürünlerin gerçek su tüketimi izlenmeli, yeraltı sularının taşıma kapasitesi aşılmamalı ve suyu verimli kullanan üretici ödüllendirilmelidir. Toprağın organik yapısını bozan, suyu tüketen ve biyolojik çeşitliliği azaltan üretim kısa vadede kârlı görünse de Agrostratejik bakımdan kayıptır.

KABALI MODELİNDEN TÜRKİYE POLİTİKASINA

Kabalı’nın sonuçları sürdürülebilir tarımsal kalkınma için güçlü bir örnek sunmaktadır; ancak modeli her bölgede aynı ürünler ve işletme yapısıyla tekrarlamak doğru değildir. Her havzanın iklimi, su varlığı, toprak yapısı, üretim kültürü ve pazara erişimi farklıdır. Kabalı’dan alınması gereken projenin kopyası değil, dayandığı ilkelerdir.

Üretim, havza ölçeğinde ve uzun vadeli su varlığı gözetilerek planlanmalı; küçük ve parçalı araziler, mülkiyet hakkı korunarak ortak işletme modellerinde buluşturulmalıdır. Destekler yalnızca ekilen alan veya üretim miktarına değil; su tasarrufu, toprak sağlığı, kayıtlı istihdam, üretici örgütlenmesi ve katma değer oluşturma ölçütlerine de bağlanmalıdır.

Kamu, üreticinin yerine karar veren işletmeci değil; güven oluşturan, hukuki zemini hazırlayan, finansmana erişimi kolaylaştıran ve sistemi denetleyen aktör olmalıdır. Üniversiteler yalnızca başlangıç raporu hazırlamamalı; ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri yıllar boyunca izlemelidir. Üretimle birlikte depolama, işleme, markalaşma, lojistik ve ihracat planlanmalı; çiftçi ham madde sağlayıcısı olmaktan çıkarak katma değerden pay almalıdır. Yerel tohumlar, coğrafi işaretli ürünler ve geleneksel üretim bilgisi de ekonomik verimlilik uğruna gözden çıkarılmamalıdır.

Bir projenin başlangıçtaki başarı rakamları yeterli değildir; aynı sonuçların beş, on ve yirmi yıl sonra sürüp sürmediği ölçülmelidir. Kabalı’nın ortaya koyduğu temel gerçek şudur: Toprak, su, insan, bilgi ve pazar aynı stratejik hedef etrafında buluştuğunda tarım yalnızca ürün değil; gelir, istihdam, toplumsal dayanışma ve gelecek üretir. Türkiye’nin ihtiyacı tek bir Kabalı değil, her bölgenin kendi Agrostratejik değerinden doğan ve sonuçları sürekli ölçülen yüzlerce yerel kalkınma modelidir. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü yalnızca bugün ne kadar ürettiğiyle değil, yarın da üretmeye devam edip edemeyeceğiyle ölçülür. 

Kabalı Agrostratejik