5 Mart 1924 tarih ve 432 sayılı “Ziraat ve Ticaret Vekâletleri Teşkili Hakkında Kanun” ile Ziraat Vekâleti kurulur; Ziraat, Orman ve Baytar Umum Müdürlükleri ile birlikte teşkilat bünyesinde bir Neşriyat Müdürlüğü kurulur.
Bakanlığın İlk Neşriyat-ı Ziraiye Şubesi Müdürü İlhami Mazhar 1900 yılında İstanbul’da doğar. Babası; Edirne valiliği, Halıcıoğlu’nda subay ve mühendis yetiştirmek için açılmış ve başında kıymetli ilim adamı Gelenbevî İsmail Efendi’nin bulunduğu “Mühendishane”de öğretmenlik, müdürlük, Yüksek Askerlik Divanı üyeliği görevlerinde bulunan Mazhar Paşa’dır.
Çocukluğu Emirgan’da, varlıklı bir aile ortamında geçmiştir. İlkokul tahsilini evde yapmıştır. Dokuz yaşında iken Galatasaray Lisesi’ne yazıldığı zaman, kolaylıkla orta kısma girecek bilgiye sahipti. Arapça, Farsça ve Fransızca yanında geometri ve cebir öğrenmişti. Fransız Madame de Gratis’den Fransızca, Yemen’li Arap Mülâzım Sabri Efendi’den Arapça eğitimi almıştı. Kendisi de çocuk olmasına rağmen babasının bulunduğu ortamlarda bulunduğu, verdiği davetlere katıldığı için oldukça geniş ve entelektüel bir çevrede yetişme fırsatı bulmuş, Osmanlı’nın çalkantılı geçen son yıllarına babasının yanında şahitlik etmişti.
1916’da 16 yaşında iken tahsil için gittiği Almanya’nın en eski tarım akademisi olan Königlich Bayerische Akademie für Landwirtschaft und Brauerei’den 1918 yılında mezun olmuştur. 1800’lü yıllarda kurulan bu akademi, tarım, gıda ve içecek endüstrilerinde eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütmektedir. Yurda dönüşünde Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi’nde Muallim Muavini (Doçent) olarak ders verir.
1924’te kurulan Ziraat Vekaleti’nin ilk Neşriyat-ı Ziraiye Şubesi Müdürüdür. Bir mezat sitesinde rastgelinen kartvizitte “İlhami Mazhar - Ziraat Vekaleti Neşriyat-ı Ziraiye Şubesi Müdürü” ibaresi yer almaktadır. Sonraki yıllarda “Masar” soyadını alır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında çiftçinin bilinçlendirilmesi ve tarımsal yayım faaliyetlerinin kurumsallaşmasında aktif rol oynamıştır:
“Ziraat Vekâletinde şube müdürü bulunduğum 1924 senesinde 3-4 bin Ford traktörü ithal ettik ve traktörleri satın alanlara ucuz benzin temin ettik.”
Bu girişim, Türkiye tarımında mekanizasyonun ve modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması adına dönemi için devrim niteliğinde bir adım olmuştur.
“O zaman İktisat ve Ziraat Vekâleti yani Ticaret, Sanayi, Maden, Ziraat, Veteriner ve Orman Umum Müdürlükleri eski vilâyet binasının üst katının yarısına sığınmıştı. Beni de bir köşeye oturttular. Bütün imkânsızlıklara rağmen geceyi gündüze katarak çalışıyordum. Teşkilât o kadar küçük idi ki, barem dörde muadil bir müdür olmama rağmen, bazen kâtiplik bile yapıyordum. Bütün mahrumiyetlere rağmen Başvekilin emrine uyarak, iki haftada bir zirai kalkınma plânı taslağı hazırladığımı hatırlıyorum.”
Akabinde Toprak Mahsülleri Ofisi İstanbul Şube Müdürü olarak görev yapmıştır:
“Güneyde, çekirge âfeti devam ediyordu, Urfa’da süne haşeresi çok tahribat yapıyordu, Batı Anadolu ise Yunan işgali esnasındaki tahribat ve memleketten ayrılan Rumların bıraktıkları boşluk dolayısıyla bir türlü kendine gelemiyordu. 1924 senesinde Batı Anadolu’da tohumluk buğday bile yoktu. Avrupa daha kendine gelememişti. Amerikalılar, Kanadalılar ve Avustralyalılar da Dünya savaşının kuyruk acısı dolayısıyla olsa gerek, bize tahıl vermediler.”
“1925 senesinde, İstanbul’da bir ticaret ve zahire borsası kurulması kararlaştırıldı. Yakın zamanda, elimizi kolumuzu bağlayan kapitülasyonlar ortadan kalkacağı için, Marsilya ve Kanada’dan gelen un ile Romanya’dan gelen buğday ithalatının önlenmesi ve Anadolu buğdayının İstanbul’da kullanılması isteniyordu. Ben o zaman, memleketimizin tek ziraat iktisatçısı ve pazarlama uzmanı idim. Bu konu işaret edilerek kurulmakta olan borsada laboratuvar müdürü olarak vazife almam emrolundu. Borsanın standardizasyon dâhil bütün teknik işlerini yürüttüm.”
“Türkiye’nin bankacılığı, endüstrisi, ticareti yabancı veya yerli tatlısu Frenklerinin elindeydi. Esham borsasında onların sesi işitilirdi. Karşı tarafta Havyar Hanı’nda ise zahire borsası vardı. Tren navlunları yüksek olduğundan Eskişehir’den ilerisinden İstanbul’a buğday gelmezdi. Şehirde daha ziyade Tuna Boyu (Romanya ve Besarabya) buğdayları sarf olunurdu. 1890 senesine kadar Amerika Birleşik Devletleri de buralardan Kızılca denilen buğdayı ithal ederdi. İngiliz, Fransız ve Alman buğdayları Amerika’da iyi mahsul vermediğinden, Kızılca orada tohumluk olarak kullanıldıktan sonra Amerika kendini besleyebildi. Amerikan buğday üretiminin direği, “Turkey Wheat” yani Türk buğdayıdır.”
1948 yılında bir yıl süre ile “Asya memleketlerinin ziraat ve gıda durumları hakkında etüdler yapılarak bir rapor hazırlamak üzere” Amerika’ya gönderilir. “Ofis Muhasebe Müdürü Ekrem Barlas, eski Nakliyat Müdürü Feridun Üstün ve Organizasyon Müdürü Behçet’ten (Behçet Osmanağaoğlu) müteşekkil bir heyet” ile giderler.
Birleşmiş Milletler bünyesinde ABD, İtalya, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde görev yapar. Dünya Bankası adına Birleşmiş Milletler Misyon Şefi olarak Nijerya (1953), Ürdün (1953-1956), Fas’ta (1959) bulunur. Ürdün sulama projesini yürütür. 7 Ocak 1989’da İstanbul’da vefat eder. Kabri Şişli Emirgan’da aile kabristanlığındadır.
Kaynakça :
https://spor.beyazgazete.com/haber/2013/1/10/destine-bukey-babasi-ilhami-mazhar-in-1936-berlin-olimpiyatlari-nda-cektigi-124-fotograftan-olusan-albumunu-anadolu-ajansi-nin-fotograf-arsivine-bagisladi-1607727.html
https://fotokart.shop/urun/1918-almanya-ilhami-mazhar-bey-diplomasi-55052/
https://phebusmuzayede.com/98908-ziraat-doktoru-ilhami-mazhar-a-ait-kartvizit-ankara.html
https://www.gastearsivi.com/gazete/aksam/1948-06-10/5
https://www.gastearsivi.com/gazete/cumhuriyet/1947-07-20/3
İlhami Masar’ın torunu İnci GÖLE ile sözlü görüşme, 06/12/2023
Masar, İlhami. Bir Ömür Boyunca. İstanbul: Boğaziçi Yayınları, 1974.
https://makale.isam.org.tr/server/api/core/bitstreams/45c028db-591f-4f3e-93a8-185d0003682c/content
Akozan, F. (1963). Bir Villa: Dr. İlhami Masar Evi. Arkitekt, 1963(1963-01/310), 5-6.
Fotoğraflar torunu Nasut AKOSMAN arşivinden alınmıştır.