MAYIS-HAZİRAN 2026 / KAPAK KONUSU
Yaşatılan her buzağı hayvancılığa değerli bir yatırım demek
Buzağı ölümlerinin önlenmesi, süt ve et üretiminin yanı sıra damızlık hayvan varlığını da güvence altına aldığı için yalnızca yetiştiriciler için değil, sektörün tamamı ve nihayetinde tüketiciler için stratejik bir zorunluluktur.
Çünkü kaybedilen her buzağı, gelecekteki süt sağım potansiyelinin, besi hayvanının veya kaliteli bir damızlığın yitirilmesi demektir. Bu durum, aynı zamanda çiftçinin emeğinin boşa gitmesi ve üretim zincirinin en başında oluşan bir boşlukla sektörün verimliliğinin düşmesi demektir. Ayrıca, buzağı ölüm oranları hayvan refahının da en önemli göstergelerinden biridir. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü “Buzağı Kayıplarının Azaltılması ve Üreme Verimliliği” adı altında kapsamlı bir eğitim programı yürütüyor. Buzağı yaşam oranlarını yüksek tutmak amacıyla koruyucu hekimlik uygulamaları, yetiştirici eğitimi ve etkin işletme yönetimi gibi sürdürülebilir hayvancılığın olmazsa olmaz unsurları üzerine inşa edilen programın ayrıntılarını Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik’e sorduk.
Buzağı kayıplarının azaltılması ve üreme verimliliğinin artırılmasına yönelik başlatılan eğitim seferberliği programını anlatır mısınız? Amacı ve kapsamı nedir?
Ülkemizde her yıl çeşitli nedenlerle buzağı kayıpları yaşanıyor. Bu durum hem yetiştiricilerimizin emeğini hem de hayvancılık sektörümüzün verimliliğini ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak bu kayıpların azaltılması, hayvansal üretimde verimliliğin artırılması ve işletmelerimizin ekonomik gücünün korunması amacıyla “Buzağı Kayıplarının Azaltılması ve Üreme Verimliliği” konulu kapsamlı bir eğitim programını hayata geçirdik. Çünkü biliyoruz ki sağlıklı buzağı, güçlü sürü; güçlü sürü ise güçlü üretim demektir.
Programımızı, öncelikli olarak Planlı Üretim Modeli kapsamında besilik materyal üretim bölgesi olarak belirlenen 19 ilde hayata geçirdik. Eğitim seferberliğimizin ilk aşamasını Erzurum, Elazığ ve Van merkezli bölgesel eğitimlerle başlattık. Sahadan aldığımız olumlu geri dönüşler, elde edilen sonuçlar ve yoğun talepler doğrultusunda programı daha da genişlettik. Bu kapsamda Mersin, İstanbul, Trabzon, İzmir ve Ankara’da düzenlenen bölgesel eğitimlerle ülke genelindeki tüm illerimizi sürece dâhil ettik. Böylece Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen eğitim seferberliği kapsamında, 81 ilimizin tamamında görev yapan veteriner hekimlerimize ulaştık ve eğitim faaliyetlerini başarıyla tamamladık.
EN ÖNEMLİ UNSURLAR: KORUYUCU HEKİMLİK, YETİŞTİRİCİ EĞİTİMİ VE ETKİN SÜRÜ YÖNETİMİ
“Buzağı Kayıplarının Azaltılması ve Üreme Verimliliği” programı nasıl bir ihtiyaçtan ortaya çıktı, açıklar mısınız?
Tarım ve Orman Bakanlığı olarak hayvancılık politikalarımızın merkezinde verimlilik, sürdürülebilirlik ve hayvan sağlığının geliştirilmesi yer alıyor. Bu doğrultuda doğan her buzağının sağlıklı bir şekilde büyütülmesi ve üretime kazandırılması bizim için stratejik öneme sahip. Çünkü buzağılar, hayvancılık sektörümüzün geleceğini şekillendiren en önemli üretim kaynaklarından biri.
Ülkemiz; sahip olduğu büyükbaş hayvan varlığı, güçlü veteriner sağlık altyapısı, köklü yetiştiricilik kültürü ve üretim potansiyeliyle dünyanın önde gelen hayvancılık ülkeleri arasında yer alıyor. Son yıllarda Bakanlığımız tarafından uygulanan destekleme politikaları, hayvan sağlığı hizmetleri, aşılama programları ve yetiştirici eğitimleri sayesinde sektörde önemli ilerlemeler kaydedildi.
Bununla birlikte buzağı kayıpları, yalnızca ülkemizin değil; hayvancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü tüm ülkelerin dikkatle üzerinde durduğu önemli bir konu. Bu kayıplar hem yetiştiricilerimizin emeğini hem de işletmelerimizin verimliliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle buzağı kayıplarının azaltılması, hayvansal üretimde sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi ve kırmızı et üretiminde arz güvenliğinin desteklenmesi açısından büyük önem taşıyor.
Buzağı kayıplarının azaltılmasında en etkili unsurların koruyucu hekimlik uygulamaları, yetiştirici eğitimi ve etkin sürü yönetimi olduğunu görüyoruz. Bu nedenle süreci yalnızca doğum anıyla sınırlı görmüyoruz. Doğum öncesi dönemden başlayarak buzağının sütten kesimine kadar geçen tüm aşamaların dikkatle takip edilmesi gerektiğini değerlendiriyoruz. Bu süreçte bilimsel bilgi ile saha tecrübesini birlikte ele alıyoruz. Gebe hayvanın bakımı ve beslenmesi, doğumun sağlıklı koşullarda gerçekleşmesi, buzağının zamanında ve yeterli kolostrum alması, barınak hijyeni, aşılama, hastalıkların erken tespiti ve doğru bakım-besleme uygulamaları bu bütüncül yaklaşımın temel başlıklarını oluşturuyor.
Hayata geçirdiğimiz bu programı yalnızca bir eğitim faaliyeti olarak görmüyoruz. Bu çalışma aynı zamanda hayvancılıkta verimliliği artırmayı, üretim kaynaklarımızı korumayı, yetiştiricilerimizin gelirini artırmayı ve ülkemizin hayvansal üretim gücünü daha da ileri taşımayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm hareketi. Bugün geldiğimiz noktada Bakanlığımız; güçlü veteriner sağlık teşkilatı, yayım ve eğitim faaliyetleri, hastalıklarla mücadele programları ve üretici odaklı politikalarıyla buzağı kayıplarının azaltılması konusunda kararlı çalışmalar yürütüyor.
Haber Görseli
Salih Çelik Hayvancılık Genel Müdürü
VETERİNER HEKİMLERİMİZ YETİŞTİRİCİLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİ
Program uygulamasının ana hatlarını anlatır mısınız?
Söz konusu program, Tarım ve Orman Bakanlığımızın koordinasyonunda; üniversitelerimiz, veteriner hekimlerimiz ve yetiştiricilerimizin iş birliğiyle yürütülen çok paydaşlı bir eğitim ve yayım programı olarak tasarlandı.
Eğitim programımızı iki aşamalı olarak yürüttük. İlk aşamada, üniversitelerimizin değerli akademisyenleri tarafından kamu veteriner hekimlerimize yönelik “Eğiticilerin Eğitimi” programları düzenlendi. Bu eğitimlerde; sığırlarda üreme verimliliği, kısırlıkla mücadele, bakım ve besleme uygulamaları, barınak koşulları, koruyucu hekimlik hizmetleri ve buzağı hastalıkları gibi sahada doğrudan karşılığı olan konular ele alındı.
İkinci aşamada ise bu eğitimleri alan veteriner hekimlerimiz, köy ve ilçe merkezlerinde yetiştiricilerimizle bir araya geldi. Modern yetiştiricilik uygulamaları, doğum öncesi ve sonrası bakım, kolostrum yönetimi, hastalıkların önlenmesi, doğru bakım-besleme teknikleri ve sürü sağlığı konularında üreticilerimize uygulamaya dönük bilgiler aktarıldı.
Aslında bu program birbirini tamamlayan güçlü bir zincir üzerine kuruldu: Önce eğiticilerimizi yetiştirdik, ardından bu bilgiyi yetiştiricilerimize ulaştırdık. Böylece buzağı kayıplarının azaltılması ve üretim verimliliğinin artırılması için sahada uygulanabilir bir eğitim modeli oluşturduk. Bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda teknik personelimizin bilgi ve becerileri önemli ölçüde güçlendi. Kolostrum yönetiminden buzağı ishallerinin önlenmesine, solunum yolu hastalıklarıyla mücadeleden sürü sağlığı yönetimine kadar birçok konuda sahaya yansıyacak önemli kazanımlar elde edildi.
Programımızın en önemli yönlerinden biri, bilginin yalnızca merkezden sahaya tek yönlü aktarılmasıyla sınırlı kalmaması. Akademisyenlerimiz, veteriner hekimlerimiz ve yetiştiricilerimiz arasında sürekli bilgi paylaşımını esas alan bir yapı oluşturuldu. Böylece güncel bilimsel bilgiler sahaya taşınırken sahada karşılaşılan sorunlar da çözüm önerileriyle birlikte değerlendirildi.
Bizim için başarının gerçek göstergesi, eğitim salonlarında edinilen bilgilerin ahırlarda ve üretim sahalarında uygulamaya dönüşmesi. Bu nedenle en büyük beklentimiz, veteriner hekimlerimiz aracılığıyla bu bilgi ve tecrübelerin üreticilerimizin günlük uygulamalarına yansıması ve somut sonuçlar üretmesi.
BU PROGRAM PLANLI ÜRETİM MODELİ’NİN DE ÖNEMLİ BİR DESTEKLEYİCİSİ
Projenin hedeflerini açıklar mısınız?
Hayata geçirilen projenin temel hedefi, buzağı kayıplarını azaltarak hayvancılık işletmelerimizin verimliliğini artırmak ve ülkemizin hayvansal üretim kapasitesini güçlendirmek. Çünkü hayvancılıkta sürdürülebilirliğin ve kârlılığın temelinde, doğan her buzağının sağlıklı bir şekilde yetiştirilerek üretime kazandırılması yer alır.
Bu kapsamda en önemli hedeflerimizden biri, veteriner hekimlerimizin ve yetiştiricilerimizin bilgi ve farkındalık düzeyini yükseltmek. Bakanlığımız tarafından yürütülen eğitim faaliyetleriyle güncel bilimsel bilgilerin sahaya aktarılmasını ve modern yetiştiricilik uygulamalarının yaygınlaştırılmasını sağlıyoruz. Böylece yalnızca mevcut sorunların çözümüne değil, gelecekte ortaya çıkabilecek risklerin önlenmesine de odaklanıyoruz.
Bu program aynı zamanda Planlı Üretim Modeli’nin önemli bir destekleyicisi niteliğinde. Daha fazla sayıda sağlıklı buzağının üretime kazandırılması; besilik materyal arzının artırılmasına, kırmızı et üretiminde sürdürülebilirliğin güçlendirilmesine ve hayvancılık işletmelerimizin ekonomik dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacak.
Uzun vadede hedefimiz; buzağı yetiştiriciliğinde koruyucu hekimlik anlayışını güçlendirmek, sürü sağlığını iyileştirmek, işletmelerde verimlilik kayıplarını azaltmak ve hayvancılık sektörümüzde daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir üretim yapısı oluşturmak. Aynı zamanda bilgiye dayalı üretim kültürünü yaygınlaştırmak, yetiştiricilerimizin refahını artırmak ve ülkemizin hayvancılıkta sahip olduğu potansiyeli en üst düzeyde değerlendirmek. Çünkü biliyoruz ki yaşatılan her buzağı yalnızca bir hayvan varlığı değil; ülkemizin gıda arz güvenliğine, üretim gücüne ve hayvancılıkta sürdürülebilir geleceğe yapılan değerli bir yatırım.
BUZAĞI ÖLÜMLERİNİN YÜZDE 45’İ DOĞUMDAN SONRAKİ İKİ GÜN İÇİNDE OLUYOR
Ülkemizde en başta gelen buzağı ölüm nedenleri neler ve kayıplar hangi aşamada oluyor?
Buzağı ölümleri, doğum sonrası 4 ana kritik dönemde gerçekleşiyor:
Birinci dönem kayıpları doğumdan sonra 1. ve 2. günleri kapsıyor. Bu dönemde meydana gelen buzağı ölümlerinin başlıca nedenleri; ağız sütünün (kolostrum) doğumdan sonra yetersiz alınması, enerji eksikliği ve aşırı soğuk nedeni ile hipotermi oluşumu, doğuma bağlı komplikasyon ve travmalar. Buzağı kayıplarının yaklaşık yüzde 45’i bu dönemde gerçekleşiyor.
İkinci dönem kayıpları doğumdan sonra 3 ila 7. günler arasındaki dönemi kapsıyor. Özellikle E. coli, rotavirüs, koronavirüs kaynaklı septisemiler ve erken dönem barsak enfeksiyonları bu dönemde oluşan ölümlerin başlıca nedenlerini oluşturuyor. Bu dönemdeki ölümlerin, toplam buzağı ölümlerine oranı yaklaşık yüzde 25.
Üçüncü dönem doğumu takiben 2 ila 4. haftaları içine alıyor. Solunum sistemi enfeksiyonları ile salmonella grubu bakterilerin neden olduğu barsak enfeksiyonları ve beslenme hataları nedeni ile bu dönemde önemli buzağı kayıpları gerçekleşiyor. Bu dönemdeki ölümler, toplam buzağı ölümlerinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.
Dördüncü dönem doğumdan itibaren 1. aydan sonra gerçekleşen buzağı ölümlerini kapsıyor. Bu dönemde özellikle beslenme hataları ile çevresel stresler nedeni ile ölümler meydana geliyor. Toplam buzağı ölümleri içindeki payı ise yüzde 10’lar seviyesinde.
Buzağı ölümlerinin doğal olarak bir de ekonomik boyutu var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Bakanlık olarak buzağı ölümlerinin ortaya çıkardığı ekonomik kaybın farkındayız. Buzağı kayıpları aynı zamanda ülkemizin hayvansal üretim kapasitesi ve kırmızı et arzının sürdürülebilirliği üzerinde de doğrudan etkiler oluşturuyor. Bu nedenle her yaşatılan buzağı, üretim gücümüzün korunması ve gıda arz güvenliğimiz açısından stratejik bir değere sahip. Gerek ülke ekonomisine gerekse çiftçi bütçesine ciddi oranda zarar veren buzağı kayıplarının en aza indirilmesi için yetiştiricilerimizin bakım, besleme, hijyen ve aşılamalar yönünden bilgilendirilmeleri ve gebe sığırların buzağı septisemisine karşı aşılanmaları yönündeki çalışmalarımız artarak devam ediyor. Bunun yanında buzağının ölüm riskine karşı annenin ve buzağısının TARSİM çatısı altında sigortalanmaları ki burada sigorta priminin yüzde 50’si devletimiz tarafından karşılanıyor. Böylece, yetiştiricilerimizin uğrayacağı zarar bir nebze telafi ediliyor.
GEBELİĞİN SON DÖNEMİNDE AŞILANAN ANNENİN BUZAĞISI DA BAĞIŞIKLANIR
Aşılama programı nedir? Aşılamanın buzağı ölümlerini hastalığa göre önleyici etkisini açıklar mısınız?
Aşılama programları; bir hayvanın kendi sağlığı ile toplum sağlığı açısından tehlikeli olan, ülkesel anlamda yüksek ekonomik kayıplara neden olabilecek bir kısım hastalıklara karşı aşılanması için oluşturulan koruma programlarıdır. Bu programlar hayvanın türüne, yaşına, cinsiyetine veya yaşadığı bölgeye göre değişiklik gösterebiliyor.
Yeni doğan buzağılar, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediğinden hastalıklardan korunmak için dışarıdan desteğe ihtiyaç duyuyor. Buradaki en önemli destekleme faktörleri doğumu takiben ilk günlerde yeterli miktarda, ilk 2 saatte 2-4 litre, ilk gün toplam 4-6 litre alınacak ağız sütü (kolostrum) ve ortam hijyeni. Özellikle buzağının yattığı altlığın temiz, kuru ve yumuşak olması bu açıdan çok önemli. Kirli memeler ve bulaşık ahır ortamından ağız yoluyla meydana gelebilecek bulaşlardan sonra mikropların en önemli giriş yollarından biri de antiseptiklerle korunmayan ve klips takılmamış göbek kordonları.
Buzağılar, erken dönem enfeksiyonlara karşı aşılama yolu ile korunabilir. Burada buzağının kendisi değil annesi aşılanır. Annenin gebeliğin son döneminde, E. coli, rotavirüs ve koronavirüs yönünden aşılanması ile anne vücudunda bu hastalıklara karşı bağışıklık faktörleri oluşur ve bu bağışıklık faktörleri doğumdan önce memede biriken kolostruma yani ağız sütüne geçer. Doğumu takiben bu bağışıklık faktörleri ile zenginleşmiş kolostrumu yeteri miktarda alan buzağılar otomatik olarak bağışıklanmış olur. Bu uygulama yapılan saha araştırmalarında buzağı ölümlerine karşı başarısı kanıtlanmış en önemli mücadele şekli. Bakanlığımız tarafından 2024 ve 2025 yıllarında ortalama 200 bin anaç sığır buzağı septisemi hastalığına karşı aşılandı ve buzağı ölümlerinin engellenmesi açısından ciddi başarılar elde edildi.
Proje süresi hakkında bilgi verir misiniz? Projede kaç kişi görev aldı, kaç çiftçiye ulaşıldı?
Eğitim Seferberliği kapsamında yürütülen “Buzağı Kayıplarının Azaltılması ve Üreme Verimliliği” eğitim programı, Eylül 2025’te başlatıldı ve Nisan 2026 itibarıyla 81 ilde görev yapan veteriner hekim ile zooteknistlerin eğitimleri tamamlandı. Eğitim alan teknik personelin üreticilere yönelik bilgilendirme ve anket çalışmaları ise ülke genelinde kesintisiz olarak devam ediyor.
Üreticilere yönelik yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık 17 bin yetiştiriciye doğrudan eğitim verilerek buzağı kayıplarının azaltılması ve üreme verimliliğinin artırılmasına yönelik eğitimler gerçekleştirildi. Ayrıca saha uygulamalarının etkinliğini değerlendirmek, mevcut durum analizini yapmak ve üreticilerin ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla 9 bin 790 yetiştirici ile anket çalışması gerçekleştirildi. Programın hedeflerine ulaşmasını desteklemek üzere eğitim ve anket faaliyetleri ülke genelinde devam ediyor.
Program kapsamında üniversitelerden alanında uzman 12 akademisyen eğitici olarak görev aldı. Bu akademisyenler tarafından 504 veteriner hekim ve zootekniste yönelik Eğiticilerin Eğitimi Programı gerçekleştirildi. Eğitim alan teknik personel tarafından il ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan 2 bin 769 veteriner hekim ve zootekniste eğitim verildi. Böylece program kapsamında toplam 3 bin 273 Bakanlık personeli eğitim sürecine aktif olarak katıldı.