OCAK-ŞUBAT 2026 / TARIM TEKNOLOJİLERİ

TEKNOFEST’te birincilik getiren proje: Eriyebilen ağlar


Sema ÖZAY    

06.04.2026 


Dünyada nüfus artışı, kaynakların azalması ve endüstriyel kirlilik gibi küresel sorunlar, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir teknolojilerin önemini her geçen gün daha da artırıyor. Bu alandaki umut verici çalışmalardan biri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinden oluşan “Pagit Spektrum: DEEPNETS” ekibinden geldi. Ekip, TEKNOFEST KKTC 2025 kapsamında düzenlenen Araştırma Projeleri Yarışması’nın “Çevre ve Enerji” kategorisinde birincilik ödülünü kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Projelerinin detaylarını ve hedeflerini, ekip üyesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Öğrencisi Hakan Çevik, dergimize anlattı.

Ekibinizi tanıyabilir miyiz? 
 
Pagit Spektrum DEEPNETS, Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir ekip. Farklı branşlarda 6 üyeden oluşan ekibimizde Umut Günay, Barış Can Gökçe ve ben Elektrik-Elektronik Mühendisliği; Beril İralgil ve İrem Akalan Biyomühendislik; Özge Göksu ise Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olarak yer alıyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezinden Öğretim Görevlisi Mehmet Nuri ÖĞÜT akademik danışmanlığımızı yapıyor. 
 
Projemizle TEKNOFEST KKTC 2025 kapsamında düzenlenen üniversite öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması “Çevre ve Enerji” kategorisinde birincilik ödülünü kazandık. Çevresel problemlere duyarlı uygulanabilir ve sürdürülebilir çözüm üretmeyi amaçladık. 

Haber Görseli

Eriyebilen balıkçı ağı üretme fikri nasıl ortaya çıktı?
 
Mühendislik ve girişimcilik perspektifimizi geliştirebilecek konuları araştırırken izlediğimiz bir belgeselde, çevresel sorunların sayısal veriler ve doğru bilinen yanlışlar gibi birçok açıdan öne çıktığını fark ettik. Okyanuslardaki kirliliğin çoğunluğunun terkedilmiş ya da kaybolmuş balıkçı ağlarından kaynaklandığını gördük. Trol ağlar ya da hayalet ağlar olarak adlandırılan bu ağlar her yıl yüz binlerce deniz canlısının ölümüne neden oluyor. Ayrıca bu ağlar zamanla eriyip mikroplastik olarak besin zincirimize karışıyorlar.  Biz de bu noktada ekip arkadaşlarımızla ağlar görevlerini tamamladıktan sonra yok olabilir mi düşüncesinden hareket ettik. Eriyebilen ağlar projesi fikri böyle ortaya çıktı.
 

Haber Görseli

Ayrıca, projeye başlamadan önce Foça’da bulunan Çakmaklı Balıkçılık Kooperatifine ziyaretler gerçekleştirdik. Kullandıkları ağları inceledik, nasıl onardıklarını, 20 yıl öncesine göre balık popülasyonunda gözlemledikleri değişikleri soru cevap yöntemiyle öğrenip bir saha araştırması yaptık. Balıkçıların da plastik ağlardan memnun olmadıklarını ancak başka seçenekleri olmadığını öğrendik. Ürünümüzün bozulma süresini ve mekanik testlerini ona göre yapmaya karar verdik.
 
UZUN SÜRE DETAYLI ARAŞTIRMALAR YAPTIK
Proje çalışmalarınızı nerede ve nasıl yürüttünüz, kaynak sağlama konusunda destek aldınız mı? 
 
Çalışmaya kapsamlı bir literatür taraması ile başladık. Dünyada bu tür çalışmalar var mı, balıkçılık sektöründe meydana gelen değişmeler neler, mevcutta geliştirilen sistemlerde neler eksik yapılmış gibi konuları araştırdık, bunlar hakkında hocalarımıza danışarak çeşitli fikirler oluşturduk. Kendi projemizde kullanacağımız malzeme seçimine odaklandık. Danışman hocamızdan ve diğer hocalarımızdan bilimsel metotlar ve deneysel yaklaşımlar hakkında düzenli destekler aldık. Açık kaynaklı bilimsel yayınlar, uluslararası raporlar, çeşitli faydalı buluşlar, patentler hakkında hepsini teker teker inceledik, uzun ve detaylı araştırmalar yaptık. Bu bölüm oldukça fazla zamanımızı aldı.  Çünkü mevcut ne var, bizim farkımız ne olacak bunu ortaya çıkarmaya çalışıyorduk. Fikir aşamasından prototip aşamasına böyle geldik. Bu aşamada; formülasyon, deneme yanılma ve katkı maddelerinin denenmesi açısından 3-4 aylık bir laboratuvar süremiz oldu. Malzeme optimizasyonu ve çevresel etkileri de değerlendirerek Teknofest’e yetiştirdik.

Fotoğraf Galerisi

AĞ BİYOPOLİMERLERDEN OLUŞUYOR
Geliştirdiğiniz ağların denemelerini nasıl yaptınız? Bundan sonrası için planlarınız neler?
 
Hedefimiz doğal ortamında yani tuzlu suda, deniz suyu sıcaklığında ve dalgaların olduğu bir denizde eriyebilen ağlar yapmaktı. Laboratuvarda tuzluluk oranı, ısısı ve yapay dalgasıyla deniz ortamını simüle ederek 2 aylık denememizi yaptık.  Bu ortamda genel olarak biyopolimer ve polilaktik asit bileşenlerinden oluşan ağımızın iki ayda meydana gelen mekanik bozulma oranına göre denizden çıkarılmadığı takdirde yaklaşık 6 ayda bozulacağını öngördük. 
 
Ürünümüzle ilgili detaylı bir maliyet analizi yaptık. İlk üretim maliyeti diğer geleneksel plastik ağlara göre biraz daha yüksek ancak bu kullanılan malzemelerin perakende maliyeti. Eminim seri üretim yapıldığında maliyet düşecektir.
İlk olarak patent başvurusu yapmayı planlıyoruz. Sonrasında Balıkçılık kooperatifleriyle ve ilgili sektör paydaşlarıyla iletişime geçip pilot uygulama yapılmasını ve ardından çevre dostu bir ürün olarak seri üretime geçmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda uzun vadede sürdürülebilir balıkçılık ürünlerine olan talebin artması projemizin uygulanabilirliğini artırır diye düşünüyorum.
 
GELECEK İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE ÇEVREYE DUYARLI TEKNOLOJİLER ZORUNLULUK
Çalışmalarınızı yaparken imkânlarınız yeterli oldu mu? Eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
 
Şöyle açıklayım. Deniz kıyısı olmayan ancak yakın olan Manisa’da böyle bir çalışma yaptık. Tabii ki deniz kıyısı bir yerde olsaydık daha kısa sürede çalışmamızı bitirebilirdik. Çünkü derslerimizden Foça’ya fırsat buldukça gidebildik. Ulaşım ve laboratuvar noktasında ise üniversitemiz bizi destekliyor. Buradan Danışman hocamıza, üniversitemize ve Teknofest ekibine çok teşekkür ediyorum.  
 
Bu tür projelerin yaygınlaşması için sanayi ve üniversite iş birliklerinin artırılması gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda sürdürülebilir ürünlerin kullanımını teşvik edecek uygulamaların geliştirilmesi ve toplumsal farkındalık çalışmaları bence büyük önem taşıyor. DEEPNETS ekibi olarak sürdürülebilir ve çevreye duyarlı teknolojilerin gelecek için tercih değil zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Şu sözle bitirmek istiyorum; dünyayı kurtarmak için büyük adımlar değil doğru adımlar atmak yeterli.

eriyebilen ağlar