MAYIS-HAZİRAN 2026 / RÖPORTAJ

Kuş halkalama ile tabiatın nabzı tutuluyor


Murat ÖZKAN    

19.08.2026 


Kuş halkalama çalışmaları, küresel doğa koruma stratejisinin merkezinde yer alıyor. Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanı Mahmut Temel ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportajda; kuşların göç sırlarını, iklim değişikliğinin yaban hayatına etkilerini ve ülkemizin kıtalararası bir doğa koruma ağı olarak üstlendiği rolü ele aldık.

Genel Müdürlüğünüzce yürütülen kuş halkalama çalışmaları biyolojik çeşitliliğe nasıl katkı sunuyor? Dünyada ve ülkemizde yapılan bu çalışmaların amacı genel olarak nedir?

Kuş halkalama, kuş türlerinin yaşam döngüsü ve ekolojisini anlamak için dünya genelinde yüzyılı aşkın süredir kullanılan en standart ve güvenilir bilimsel yöntemdir. DKMP Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalar, yalnızca bir numara takma işlemi olmanın ötesinde, biyolojik çeşitliliğin korunması adına kritik bir veri tabanı oluştururken kuşların göç sırlarını aydınlatmaktadır.

Geleneksel ve modern yöntemlerle yürütülen halkalama çalışmalarının temel amacı; kuşların göç stratejilerini, konaklama-kışlama-üreme alanlarını, göç takvimini ve fizyolojik adaptasyonlarını (göç ekolojisi) ortaya çıkarmak. Aynı zamanda bu işlemler sayesinde türlerin yaşam süreleri, üreme başarısı, hayatta kalma oranları ve genç bireylerin dağılımı gibi popülasyon dinamikleri (popülasyon biyolojisi) detaylıca inceleniyor.

Dünyada ve ülkemizde yapılan bu çalışmalar, kuş popülasyonlarındaki uzun dönemli değişimlerin izlenmesini mümkün kılıyor. Elde edilen veriler, türlerin korunmasına yönelik bilimsel temelli yönetim ve politika kararlarının alınmasında kritik bir rol oynuyor. Özellikle göçmen kuşların üreme ve kışlama alanlarındaki hayatta kalma oranları, koruma önceliklerinin belirlenmesinde temel veri niteliği taşıyor.

Ülkemiz önemli kuş göç yolları üzerinde yer alıyor ayrıca ülkemizde sürekli yaşayan kuşlar da bulunuyor. Halkalama çalışmalarının ülkemize yüklediği sorumluluk ve fırsatlar neler?

Türkiye, birçok kuş türü açısından küresel ölçekte kritik göç yolları üzerinde yer alıyor. Örneğin; Iğdır’da Kuzey Doğa Derneği tarafından kurulan Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, Kafkasya-Avrasya Kuş Göç Yolu üzerinde bulunuyor ve Doğu Anadolu’daki bu ilk istasyon, göçmen kuşlar için önemli bir göç rotası üzerinde eşsiz bir konaklama ve dinlenme noktası olarak yer alıyor. Benzer şekilde Samsun’daki Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliği ile yürütülen halkalama çalışmalarının yürütüldüğü Cernek Halkama İstasyonu da barındırdığı zenginlikle Türkiye kuşlarının yüzde 73’ünün kaydedildiği bir alan olan Kızılırmak Deltası’nda devasa bir sorumluluk üstleniyor.

PASLANMAZ ALÜMİNYUM VEYA ÇELİK HALKALAR KULLANILIYOR

Ülkemizin bu coğrafi konumu, yalnızca göçmen kuşları barındırmakla kalmayıp aynı zamanda sürekli yaşayan türlere de ev sahipliği yapması nedeniyle bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. 2002 yılından itibaren Ulusal Halkalama Programı (UHP) kapsamında bu sorumluluk sistemli bir hâl aldı. Bu durum ülkemiz için bir fırsata da dönüşüyor, zira yürütülen çalışmalar sayesinde ülkemiz ornitolojisi dünya veri tabanına (EURING) entegre oldu ve ülkemizin biyolojik çeşitliliği uluslararası platformda bilimsel verilerle kanıtlanabilir hâle geldi.

Geleneksel halkalama yöntemlerinin yanı sıra günümüzde uydu vericileri veya izleme teknolojileri bu sürece nasıl dâhil ediliyor? Teknoloji, halkalama çalışmalarının verimliliğini ne ölçüde artırdı? Eğitim çalışmaları yapıyor musunuz?

Halkalama faaliyetleri, kuşlara zarar vermeyen ince sis ağları kullanılarak, paslanmaz alüminyum veya çelik halkaların bacaklara takılmasıyla yürütülüyor. Ancak günümüzde geleneksel yöntemlerin yanına güçlü teknolojiler de eklendi. 2025 yılı verileri bu konudaki gelişmenin en güzel örneğidir. Aras Halkalama İstasyonunda; bozkır delicesi, gökçe delice, şahin, kerkenez gibi yırtıcı türlerin yanı sıra delice doğanlara uydu vericileri yerleştirilerek takip edilmeye başlandı. Geleneksel halkalama bize “A noktasından B noktasına” giden bir kuşun kimliğini verirken; uydu vericileri bu göç yolunun haritasını, hızını ve duraklama noktalarını anlık olarak çizmekte. Bu da halkalama verimliliğini ve alan bazlı koruma stratejilerini devrimsel bir şekilde artırıyor.

Haber Görseli

Eğitim çalışmaları faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası. İstasyonlarımız her yıl yüzlerce gönüllüye ev sahipliği yapıyor. Sadece 2025 yılında Cernek’te 60, Aras’ta 41, Eymir’de ise 56 gönüllü (öğrenci, akademisyen, kamu çalışanı) sahada yer aldı. Ayrıca “çırak halkacı” lisansı verilen uzmanların yetiştirilmesiyle ülkemizdeki uzman halkacı sayısı sürekli artırılıyor.

Kuş halkalamada hangi verilerle karşılaşmaktayız? İklim değişikliğinin etkilerini ne ölçüde görmekteyiz?

İstasyonlarca yürütülen çalışmalarda 2025 yılı oldukça verimli geçti. Ülke genelinde yaklaşık 180 farklı türden toplam 34 bin birey halkalanırken sadece aktif olarak faaliyet gösteren üç ana istasyonda (Aras, Cernek, Eymir) 148 farklı türden 23 bin 269 kuş halkalandı. 2025 yılında halkalama istasyonları, araştırma projeleri ve rehabilitasyon çalışmaları kapsamında en çok halkalanan türler arasında; karabaşlı ötleğen (4 bin 903), kızılgerdan (3 bin 904), çıvgın (2 bin 916) ve söğütbülbülü (2 bin 239) öne çıkıyor. 

Halkalama sırasında kuşların yağ skoru, ağırlık ve kanat ölçümleri gibi fizyolojik veriler de alınıyor. Uzun yıllardır tekrarlanan bu ölçümler, kuşların göç öncesi hazırlıklarındaki değişimleri ve göç takvimindeki sapmaları göstermesi açısından iklim değişikliğinin etkilerini ne ölçüde gördüğümüzü anlamamıza olanak tanıyan en önemli erken uyarı sistemlerinden. Örneğin; bir türün geçmiş yıllara göre daha erken veya geç göç etmesi, iklim değişikliğinin ekosistemdeki ilk ipuçları arasında değerlendiriliyor.

Haber Görseli

KÜRESEL BİR DOĞA DİPLOMASİSİ 
Halkalama istasyonlarında elde edilen veriler, belirli türlerin popülasyon gözlemlerini nasıl etkiliyor? Bu çalışmalara örnekler verebilir misiniz?

İstasyonlarda elde edilen veriler, belirli türlerin popülasyon dinamikleri üzerinde doğrudan bir etki oluşturmamakla birlikte; bu dinamiğin nasıl olduğunu ve neden değiştiğini ortaya koyan tek araçtır. Örneğin Cernek İstasyonunda 2025 ilkbaharında 73 türden 2.284 kuş halkalanırken sonbaharda 81 türden 7.383 kuş halkalandı. Aynı yıl içinde tekrar yakalanan kuş sayılarının takibi, bireylerin aynı konaklama alanlarını kullanma sadakatini gösterir. Ayrıca uluslararası geri bildirimler bu konuda aydınlatıcı. 2021’de Aras’ta halkalanan bir büyük kamışçının 2025’te Suudi Arabistan’da, 2024’te Sinop’ta halkalanan bir leyleğin ise Güney Afrika’nın Limpopo eyaletinde tespit edilmesi popülasyonların kışlama alanlarındaki hayatta kalma oranları hakkında bize net bilgiler sunuyor.

Sınırları aşan yaşam öykülerinden birkaç örnek vermek gerekirse 2017 yılında İsrail’de henüz genç bir bireyken halkalanan bir küçük sumrunun (özel bir deniz kırlangıcı türü), aradan geçen yaklaşık 8 yılın ardından ülkemiz sınırları içinde canlı ve sağlıklı bir şekilde yeniden tespit edilmesi bu öykülerin en etkileyici olanlarından. Ağırlığı yalnızca gramlarla ölçülen bu narin kuşun; Akdeniz havzasındaki fırtınaları, yırtıcı tehditlerini, kirliliği ve habitat kayıplarını aşarak sekiz yıl boyunca binlerce kilometre kanat çırpması ve yolunun yeniden Türkiye ile kesişmesi sulak alanlarımızın küresel ölçekte ne denli hayati birer sığınak ve yaşam koridoru olduğunu kanıtlıyor.

Ülkemiz istasyonlarında halkalanan ya da yurt dışında halkalanıp Türkiye’de gözlemlenen kuşlar, ülkemizi kıtalararası bir doğa koruma ağının tam merkezine yerleştiriyor. Finlandiya’dan, Romanya’ya; Slovakya, Avusturya, Almanya ve Polonya, Macaristan ve Hırvatistan’a uzanan devasa bir coğrafyayla karşılıklı veri alışverişinde bulunmaktayız. Örneğin, Orta Avrupa’da halkalanan küçük bir ötücü kuşun haftalar sonra ülkemizdeki bir istasyonumuzda görülmesi ekosistemi koruma sorumluluğunun uluslararası bir ortaklık gerektirdiğini gözler önüne seriyor.

Geri bildirimler, Avrupa Kuş Halkalama Birliği (EURING) ortak veri tabanında bir araya gelerek dünya çapındaki bilim insanlarının kullanımına sunuluyor. Binlerce kilometre ötedeki bir halkayı okuyan bir kuş gözlemcisinin, o halkayı yıllar önce takan bir uzmanın emeği bu ortak veri tabanında birleşiyor. Dolayısıyla kuş halkalama; biyolojik bir araştırma olmanın çok ötesinde, ülkeleri, kültürleri ve insanları doğanın ortak dilinde buluşturan küresel bir doğa diplomasisi faaliyetidir.

Haber Görseli

Akademik çalışma yapan kuş gözlemcileri, bölgedeki yerel halk ve yerel yönetimlerle nasıl bir iş birliği yürütmektesiniz?

Kuş halkalama çalışmaları, yalnızca bireysel çabalarla yürütülemeyecek kadar kapsamlı projelerdir. Akademik çalışma yapan kuş gözlemcileri, bölgedeki yerel halk ve yerel yönetimlerle güçlü bir iş birliği ağı kuruluyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Sinop-Saraydüzü Cuma Ovası’ndaki Leylek Projesi’dir. Bu projede; Sinop Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi gibi akademik kurumların yanı sıra yerel yönetimlerin destekleri (YEDAŞ’ın vinç-sepet desteği ile yuvaya çıkılması) ve en önemlisi bölgedeki lise öğrencileri ile köy sakinlerinin gönüllü gözlemcilik faaliyetleri bir araya gelmiştir. Yöre halkı, bu eğitim çalışmaları sayesinde bulundukları alanın değerini anlamakta ve koruma çalışmalarına doğrudan destek olmaktadır. Benzer şekilde İstanbul Küçükçekmece’de yürütülen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Sürveyansı projesinde Tek Sağlık Yaklaşımı ile tıp, ormancılık ve veterinerlik bilimleri disiplinler arası çalışmaktadır.

Önümüzdeki süreçte kuş halkalama çalışmalarını daha da ileriye taşımak için hedeflediğiniz, yeni projeler veya modernize etmeyi planladığınız alanlar nelerdir?

Önümüzdeki süreçte kuş halkalama çalışmalarını daha da ileriye taşımak için temel hedefimiz, Ulusal Halkalama Programı’nı (UHP) daha fazla istasyon ve türle genişletmektir. Uydu vericili takip çalışmalarının tehlike altındaki diğer göçmen türlere de entegre edilmesi planlanmaktadır.

Ayrıca, halkalama istasyonlarımızdaki veri kayıt sistemlerinin dijitalleştirilmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor.

kuş halkalama göçmen kuşlar DKMP biyoçeşitlilik doğa diplomasisi