MAYIS-HAZİRAN 2026 / RÖPORTAJ
Sahadaki veriler dijital kaynak olarak çiftçinin hizmetine sunuldu
Murat ÖZKAN
İbrahim BAĞCI
Türkiye’nin toprak, gübre ve su kaynakları araştırmalarında önemli bir geçmişe sahip ve TAGEM’e bağlı Toprak, Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, dijital dönüşüm hamleleriyle tarımsal geleceğimize katkı sağlıyor. Enstitü bünyesinde yürütülen Toprak Gübre Su Kaynakları Coğrafi Bilgi Sistemi (TGSKCBS) web uygulamasının geliştirilmesinde görev alan Burcu Gürlen ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; geleneksel tarım yöntemlerinin veriye dayalı bir dijital akıl ile nasıl dönüştüğünü, projenin tarımsal üretime katkılarını ve uygulamaya yansımalarını detaylarıyla konuştuk.
Türkiye’nin toprak, gübre ve su kaynakları araştırmaları alanında en köklü kurumlarından birinde çalışıyorsunuz. Bu birikimi TGSKCBS ile dijital dünyaya taşıyorsunuz. Bu sistem, Enstitünüzün geleneksel araştırma misyonunu dijital çağda nasıl güncelledi ve tarım yönetimimizde nasıl bir boşluğu dolduruyor?
Enstitümüz; toprak, gübre ve su kaynakları konusunda ülkemizin temel taşlarından biri. TGSKCBS (Toprak Gübre Su Kaynakları Coğrafi Bilgi Sistemi-Toprak ve Tarımsal Ekoloji Bilgi Sistemi) ise bu köklü birikimi dijital çağa taşıyan bir köprü niteliğinde. Bakanlığımızın stratejik planları doğrultusunda, yıllardır saha çalışmalarımızla biriktirdiğimiz bilimsel veriyi; artık sadece arşivlenen bir dosya olmaktan çıkarıp canlı ve işlenebilir bir dijital kaynağa dönüştürdük.
TGSKCBS (https://tgskcbs.tarimorman.gov.tr), sadece veri depolayan bir platform değil; toprak, su, iklim ve arazi verilerini tek bir çatı altında birleştiren, karar süreçlerine yön veren bir dijital akıl merkezi. TGSKCBS’yi klasik bir veri tabanı veya harita sisteminden ayıran temel özellik; sadece bilgi sunması değil, bu bilgiyi işleyerek bir karar destek mekanizması hâline getirmesi. Tarımsal planlamada sıkça karşılaştığımız parçalı veri sorununu ortadan kaldırarak, veriye dayalı ortak bir dil oluşturduk. Ayrıca TGSKCBS, Enstitümüzün yıllara dayanan bilimsel birikimini dijital ortama aktararak, kurumsal hafızamızı da koruma altına alıyor ve bu birikimi aktif kullanım imkânı ile geleceğe taşıyor.
Sistemde saha gözlemi, laboratuvar analizi ve uydu verileri gibi çok farklı katmanları bir araya getiriyorsunuz. Bu kadar çeşitli kaynaktan gelen verilerin doğruluğunu ve güncelliğini nasıl sağlıyorsunuz?
Enstitümüzün bünyesindeki toprak, iklim, sulama, tarım ekonomisi ve tarım teknolojileri gibi uzmanlık bölümlerimiz ile Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Merkezinden beslenen devasa bir veri akışımız var. TGSKCBS, bu çok katmanlı yapıyı ortak bir standartta buluşturuyor. Sistemin güvenilirliği, verinin en ham hâlinden işlenmiş katmanına kadar her aşamada titizlikle korunuyor.
Sistemde kullanılan yöntemler, aynı zamanda kendi doğruluk metriklerini de üretiyor. Örneğin, rastgele orman (RF) yöntemiyle bir toprak haritası oluşturduğumuzda, yöntem otomatik olarak R2 (belirleyicilik katsayısı), MAE (Ortalama Mutlak Hata) ve RMSE (Kök Ortalama Kare Hata) değerlerini de hesaplıyor. Bu sayede kullanıcılar, sistemdeki bilginin bilimsel güvenilirliğini görerek hareket ediyorlar. Enstitüde üretilen yeni proje sonuçları ve güncel uydu verileri sisteme entegre edilerek verinin yaşayan bir yapıda kalması sağlanıyor.
Haber Görseli
Burcu Gürlen Toprak, Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Bilgisayar Mühendisi
“DİJİTAL TARIMIN ANAHTARI, KARMAŞIKLIĞI SADELEŞTİRMEKTİR”
İklim değişikliğiyle don ve kuraklık gibi riskler üretimde belirleyici hâle geldi. TGSKCBS, üreticiye bu risklere karşı ne kadar hızlı ve etkili bir destek sunabiliyor?
TGSKCBS, anlık meteorolojik tahmin sistemlerinden ziyade, geçmişten bugüne gelen verileri analiz ederek riskin mekânsal haritasını çıkaran bir karar destek altyapısıdır. Don haritalarımız, bitki soğuğa/sıcağa dayanım haritalarımız ve iklim analizlerimiz sayesinde, belirli bir bölgede riskin hangi dönemlerde yoğunlaştığını net bir şekilde görebiliyoruz.
Sistemimiz, üreticilerimize “Tarlamda veya bölgemde neyle karşılaşabilirim?” sorusuna bilimsel ve tarihsel bir öngörüyle yanıt veriyor. Özellikle iklim kaynaklı risklerin yönetiminde, olası hassas bölgelerin erkenden tespit edilmesi ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesi, çiftçimizin olası zararlarını minimize etmek adına kritik bir rol oynuyor.
Dijital haritalar kullanılmaya başladığında geleneksel yöntemlerle tarım yapan çiftçilerimizin alışkanlıkları nasıl dönüşecek? Sistemin kolay kullanılabilmesi nasıl sağlanacak?
Dijital tarımın anahtarı, karmaşıklığı sadeleştirmektir. TGSKCBS ile çiftçimiz karmaşık veri tabloları arasında boğulmak yerine, görsel ve harita tabanlı, çok daha anlaşılır bir arayüzle karşılaşıyor. Örneğin, çiftçi tarlasının bulunduğu yerde en son sıfır derecenin görüleceği tarihi sistemden görebilir. Bu tarih, ekilmesi planlanan bitkinin çiçeklenme tarihi ile çakışıyorsa yetiştirilmesi riskli olabilir. Veya bitki soğuğa dayanıklılık haritası kullanılarak fidan üretimi yapan üreticiler, ürünlerinin yetiştirilmesi gereken bölgeleri tavsiye edebilir. Bu haritalar otuz yıllık ekstrem minimum sıcaklıklar dikkate alınarak hazırlanmış ve sınıflandırılmıştır. Bu da deneme-yanılma maliyetini düşürecektir.
“AMACIMIZ, PARÇALI VERİLERİ BÜTÜNCÜL BİR AKLA DÖNÜŞTÜRMEK”
Sistemin arka planındaki teknolojilerden bahsedebilir misiniz? Ayrıca kapsam ve uygulama noktasında hangi aşamadasınız?
TGSKCBS; coğrafi bilgi sistemleri (CBS), uzaktan algılama ve mekânsal analiz modelleri üzerine inşa edildi. Sistemde farklı veri katmanlarının birlikte değerlendirilmesine olanak sağlayan çeşitli analiz ve modelleme yaklaşımları kullanılmakta. Amacımız, parçalı verileri bütüncül bir akla dönüştürmek. Sistemin kapsamı ve geliştirme çalışmaları, ulusal ölçekte veri entegrasyonunu güçlendirecek şekilde sürekli olarak genişletiliyor.
Sistemimizin bir diğer gücü de Tarımsal Ekolojik Bölge ve Ürün Uygunluk haritaları. Bu haritalar; iklim, toprak ve topoğrafik özellikleri birlikte değerlendirerek, hangi ürünün hangi parselde en yüksek verimi vereceğini bilimsel olarak ortaya koyuyor. Böylece doğru ürünün doğru alanda yetiştirilmesi desteklenmekte ve üretim planlaması bilimsel bir zemine oturmaktadır. Yani sistemimiz sadece veri sunmuyor; bu veriyi coğrafi bir rehbere dönüştürüyor.