MAYIS-HAZİRAN 2026 / RÖPORTAJ
Toprak sağlığından ekonomik kazanca; yeşil gübreleme
Topraklarımızın organik maddece fakirleştiği, kimyasal gübre maliyetlerinin ise üreticiyi her geçen gün daha fazla zorladığı günümüzde, yeşil gübreleme sürdürülebilir tarım modelleri için çok önemli bir çözüm olarak öne çıkıyor. GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsünden Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Müslüm Coşkun ile yeşil gübrelemenin toprak sağlığı üzerindeki etkisini, uzun vadeli verim artışındaki rolünü ve üreticilerimize sunduğu avantajları ve saha deneyimlerini detaylı bir şekilde konuştuk.
Yeşil gübreleme nedir? Bu yöntemin modern endüstriyel tarımdaki yerinden bahseder misiniz?
Yeşil gübreleme, toprakta ihtiyaç duyulan organik maddeyi sağlamak amacıyla, yetiştirilen bitkilerin gelişme dönemlerinde, henüz yeşil hâldeyken sürülerek toprağa gömülmesidir. Ülkemizde hayvansal gübre üretiminin yetersiz olması ve kimyevi gübre maliyetlerinin yüksekliği, üreticileri toprak verimliliğini korumak için yem bitkilerinden yararlanmaya yöneltiyor.
Modern endüstriyel tarımda ise bu yöntem, “onarım esaslı tarım” modellerinin merkezinde yer alarak girdi maliyetlerini düşürmeyi ve sürdürülebilir bir toprak yönetimi sağlamayı hedefliyor. Yapılan tarımsal AR-GE çalışmalarında, kışlık örtücü bitki olarak fiğ ve benzeri yeşil gübrelerin kullanımının endüstriyel monokültür tarımın yarattığı toprak yorgunluğunu giderdiği ve toprak kalitesini kademeli olarak yükselttiği kanıtlanmıştır.
Toprakta organik maddeyi artırmanın, kimyasal gübreye bağımlılığı azaltma potansiyeli nedir? Toprak mikrobiyolojisi bu süreçten nasıl etkilenir?
Menemen Ovası’nda yeşil gübreleme ve rotasyonun dâhil edildiği bir çalışmanın verilerine göre fiğ içeren rotasyonlarda mısır, buğday ve pamuğun azot ihtiyacının yarısının karşılandığı ve pamukta gübre ihtiyacının dekarda 6 kg azaldığı görülmüştür. Bu sistemle toprağa dekara ortalama 400 kg organik madde ve 10 kg saf azot kazandırıldığı bildirilmiştir. Pamuk alanlarında fiğ yetiştirmenin, ülkesel bazda 125 bin ton amonyum sülfat karşılığı azota denk geldiği bu araştırma sonucunda ortaya çıkmıştır.
Yeşil gübre ile toprağa giren organik madde, mikroorganizmalar için uygun bir beslenme ortamı oluşturarak biyolojik hayatın sürdürülebilirliğine ve artmasına katkı sağlar. Baklagil bitkilerinin köklerindeki Rhizobium bakterilerinin fikse ettiği azot, kimyasal gübrelerin aksine toprakta yavaş salınımlı bir formda bulunur. GAP Bölgesi şartlarında yürütülen çalışmalarda, kışlık fiğ uygulamalarının sakkaraz, üreaz ve alkalen fosfataz gibi kritik toprak enzimi aktivitelerini yüzde 40’a varan oranlarda artırdığı ve faydalı bakteri kolonizasyonunu yoğunlaştırdığı ispatlanmıştır. Ayrıca bu doğal azot fiksasyonu, kimyasal gübrelerin neden olduğu yer altı suyu nitrat kirliliğini önemli ölçüde azaltmaktadır.
Haber Görseli
Dr. Müslüm COŞKUN GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Ziraat Yüksek Mühendisi
Bir çiftçi kendi tarlası için yeşil gübre bitkisi seçerken hangi kriterleri dikkate almalı?
Çiftçilerimiz bitki seçiminde; arazinin boş kaldığı dönemi (özellikle hasat sonrası kışlık dönem ve sulanabilir alanlar), bitkinin yetişme süresinin kısalığını, iklim şartlarını, yağış miktarını ve toprak pH değerini (fiğ için 6,5-7,0 idealdir) temel kriter olarak almalıdır.
Organik maddece fakir topraklar için tek yıllık baklagiller, özellikle fiğ önerilmektedir. Bölgesel farklılıklar ise oldukça kritiktir; örneğin Güneydoğu Anadolu’da nadaslı alanlarda nadas yılında fiğ karışımları tercih edilirken ağır ve ıslak topraklarda Macar fiği ön plana çıkmaktadır. Harran Ovası ekolojisinde gerçekleştirilen kışlık ara ürün çalışmaları, adi fiğ ve Macar fiğinin, pamuk ekim takvimini aksatmadan (mart sonu sürümüne imkân tanıyarak) yeterli biyokütle üretebildiğini ve bölge mikroklimasına en iyi adapte olan yeşil gübre bitkileri olduğunu doğrulamıştır.
YEŞİL GÜBRELEME ÇİFTÇİYE EKONOMİK BİR KALKAN OLUŞTURUYOR
Çiftçiler genellikle “Ürün almadığım tarlaya niye masraf yapayım?” diye ikilemde kalmakta. Yeşil gübrelemenin uzun vadeli maliyet-kazanç analizini bir çiftçiye nasıl özetlersiniz?
Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünün (1957-1972) verileri incelendiğinde sadece kimyasal gübreyle 232,8 kg/da kütlü pamuk alınırken sadece fiğ yeşil gübresi kullanımıyla bu verimin 261,7 kg/da değerine yükseldiği yani yüzde 25’e varan bir artış sağlandığı görülmüştür. Yeşil gübrenin toprağa sağladığı olumlu etkinin 3 yıl boyunca devam ettiği bilinmektedir. Bu uygulama, pamuğun azotlu gübre giderini düşürürken aynı zamanda hayvancılık için kaliteli yem veya kuru ot elde edilmesine olanak tanır ve üst üste ekimden kaynaklanan çoraklaşma sorununu engeller. Ayrıca, kimyasal gübre fiyatlarındaki küresel dalgalanmalar karşısında yeşil gübreleme çiftçiye ekonomik bir kalkan oluşturur.
Fiğ ve pamuk ekim nöbeti sistemlerinin ekonomik analizi yapıldığında, başlangıçtaki tohum ve işçilik maliyetine rağmen, 2. ve 3. yıllardaki kimyasal gübre tasarrufu ve pamuktaki lif kalitesi ile verim artışı sayesinde net kârlılık oranının ilk yıldan itibaren yüzde 18-22 daha yüksek olduğu hesaplanmıştır.
Yeşil gübre bitkilerini toprağa karıştırmada yapılan başlıca hatalar var mı? Hatalı bir zamanlama toprağın yapısına veya ana ürüne zarar verebilir mi?
Yeşil gübrelemede en kritik başarı faktörü doğru zamanlamadır. Kışlık olarak ekilen fiğler yeşil gübre olarak kullanılacağında çiçeklenme başlangıcında yani mart ayının sonlarında sürülerek toprağa gömülmelidir. Ekimin geciktirilmesi, hastalık ve zararlılar için uygun ortam oluşturur. Literatürde “Karıştırma Zamanı Hatası” en önemli başarısızlık sebebi olarak kabul edilmektedir. Fiğ bitkisi odunsulaşmadan (ligninleşmeden) ve tam çiçeklenme dönemindeyken toprağa karıştırılmalıdır. Eğer karıştırma işlemi nisan ortası veya sonrasına sarkarsa, bitkinin bünyesindeki Karbon/Azot (C/N) oranı yükselir. Bu durum, toprak mikroorganizmalarının fiği ayrıştırmak için topraktaki mevcut azotu tüketmesine, yani “azot immobilizasyonu” olayına neden olur. Sonuç olarak ana ürün olan pamukta erken dönemde azot noksanlığı ve sararmalar görülür.
İklim değişikliği ve azalan su kaynakları göz önüne alındığında, yeşil gübrelemenin toprağın su tutma kapasitesi üzerindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yem bitkileri, toprak ve su koruma açısından büyük öneme sahiptir. Fiğ, kazık kök yapısı sayesinde pulluk tabanını delerek alt katmanlardaki besin maddelerini üst katmanlara taşır ve toprağın fiziksel durumunu düzenler.
İklim değişikliğine bağlı ani kuraklık riski altındaki bölgelerde organik maddenin su tutma kapasitesi hayati önem taşımaktadır. Toprağa kazandırılan her yüzde 1’lik organik madde artışı, toprağın dönüm başına yaklaşık 15-20 ton daha fazla su depolamasını sağlamaktadır. Ayrıca fiğin kazık kök yapısı, sertleşmiş toprak katmanlarını dikeyde gevşeterek kış yağışlarının infiltrasyonunu (toprağa sızmasını) artırır ve yüzey akışıyla oluşabilecek toprak erozyonunu yüzde 35 oranında azaltır.
GEZİCİ ÇİFTÇİ OKULLARI PROJESİYLE ÖRNEK ÇALIŞMALAR
Çiftçilerimizi bu uygulamaya daha fazla teşvik etmek için akademik kurumlar ve devletin yapması gereken en öncelikli iş birliği sizce nedir?
Sürdürülebilir tarımsal üretimin gereklilikleri ve organik tarım hedefleri doğrultusunda, devletin ürün ya da alan bazlı desteklerini mevcut seviyenin çok üzerine çıkarması gerekmektedir. Kimyevi gübre maliyetleri karşısında sürdürülebilir bir model oluşturmak için akademinin elde ettiği bölgesel verilerin saha eğitimlerine dönüştürülmesi ve bu süreçlerin devlet teşvikleriyle desteklenmesi şarttır. Güncel tarım politikası çalışmaları, yeşil gübrelemenin yaygınlaşması için devletin doğrudan “Karbon Çiftçiliği” ve “Yeşil Mutabakat” destekleme kalemleri oluşturması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ziraat Fakültelerinin ortaklaşa yürüteceği “Gezici Çiftçi Okulları” projesiyle büyük ovalarda model demonstrasyon tarlalarının kurulması ve kışlık örtücü bitki eken çiftçilere sağlanan mazot ve tohum desteklerinin doğrudan “Yeşil Gübre Desteği” adı altında sunulması öncelikli adımlar olmalıdır. Ayrıca baklagil, buğdaygil ve diğer familyalardaki yeşil gübreleme bitkilerinin ekimini yaygınlaştırmak amacıyla, tarımsal mekanizasyon ve tohumluklar, ekim yılı boyunca arka arkaya bedelsiz olarak tüm bölgelerde dağıtılmalıdır.