MAYIS-HAZİRAN 2026 / TARIM TEKNOLOJİLERİ

“Yapay zekâ yeni bir çağın kapısını açıyor”


Sema ÖZAY    

19.08.2026 


Yapay zekâ, tarımdan gıda üretimine, ekonomiden savunmaya, iklim değişikliğinden eğitime, sanayiden ticarete kadar tüm sektörlerde verimlilik, koordinasyon ve öngörülebilirlik sağlayarak rekabet gücünü doğrudan belirleyen ana faktör hâline geliyor. Gelecekte varlığını sürdürmek ve küresel pazarda yer almak isteyen her işletme ve ülke için yapay zekâ, yalnızca bir teknoloji seçeneği değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Türkiye’de yapay zekânın gelişimi ve etkin kullanımı için temel gereklilikleri, tarım ve bağlantılı sektörlerdeki geleceği ile üretime sağlayacağı katkıları Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) Kurucusu ve Başkanı ve RECROAI Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu ile konuştuk.

Derneğin temel amaçları ve öncelikli hedefleri neler? Bir kurucu olarak sizi bu girişime yönlendiren temel motivasyon ne oldu?

Yapay Zekâ Politikaları Derneğini kurarken temel hedefimiz, yapay zekâyı yalnızca teknoloji dünyasının konuştuğu bir konu olmaktan çıkarıp toplumun tüm kesimlerinin gündemine taşımaktı. Çünkü yapay zekâ artık sadece bir teknoloji değil; ekonomiyi, eğitimi, sağlığı, güvenliği, tarımı, sanayiyi, hukuku ve diplomasiyi aynı anda dönüştüren stratejik bir güç.

Bugün derneğimiz, 500’ü aşkın bireysel ve kurumsal üyesiyle Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki en geniş sivil toplum ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Aynı zamanda Londra temsilciliğimiz aracılığıyla uluslararası iş birliklerini geliştiriyor, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki birikimini küresel platformlara taşımaya çalışıyoruz.

Bizim önceliğimiz; kamu kurumlarını, özel sektörü, akademiyi ve sivil toplumu aynı masa etrafında buluşturmak, ortak akıl üretmek ve ülkemizin yapay zekâ dönüşümüne katkı sağlamaktır.
Beni en çok motive eden konu ise Türkiye’nin geleceği. Tarihte her büyük teknolojik dönüşüm ülkelerin ekonomik ve siyasi dengelerini değiştirdi. Bugün de yapay zekâ yeni bir çağın kapısını açıyor. Bu çağda sadece teknolojiyi kullanan değil; onu geliştiren, yöneten ve stratejik şekilde kullanan ülkeler öne çıkacak.

Ben artık yapay zekâyı sadece bir teknoloji politikası olarak görmüyorum. Yapay zekâ; ekonomi politikasıdır, eğitim politikasıdır, tarım politikasıdır, güvenlik politikasıdır ve aynı zamanda bir devlet politikasıdır. Türkiye’nin bu dönüşümde öncü ülkeler arasında yer alabileceğine inanıyorum ve çalışmalarımızı bu vizyonla sürdürüyoruz.

Haber Görseli

REKABET GÜCÜ YAPAY ZEKÂYI KULLANABİLME KAPASİTESİYLE ÖLÇÜLÜYOR
Sizce Türkiye’de yapay zekânın gelişimi ve etkin kullanımı için temel gereklilikleri neler?

Bence dört temel başlık öne çıkıyor: 

İlki insan kaynağı. Yapay zekâyı satın alabilirsiniz ama onu geliştirecek insan kaynağını satın alamazsınız. Bu nedenle okul öncesinden üniversiteye, meslek eğitiminden kamu personeline kadar yapay zekâ okuryazarlığını yaygınlaştırmamız gerekiyor.

İkinci konu veri ve dijital altyapıdır. Yapay zekâ kaliteli veriyle gelişir. Güçlü veri altyapıları, güvenilir veri merkezleri ve yüksek işlem kapasitesi bu dönüşümün temelidir.

Üçüncü başlık inovasyon ekosistemidir. Üniversiteler, girişimciler, teknoloji şirketleri ve kamu kurumları arasındaki iş birlikleri güçlendirilmelidir. Yapay zekâ yalnızca büyük teknoloji şirketlerinin değil, KOBİ’lerin ve üreticilerin de rekabet gücünü artırmalıdır.

Dördüncü başlık ise yönetişimdir. Yapay zekânın etik, güvenilir, şeffaf ve insan odaklı kullanılmasını sağlayacak güçlü bir hukuk ve politika altyapısı oluşturulmalıdır.

Artık ülkelerin rekabet gücü yalnızca doğal kaynaklarıyla değil; veri üretme, bilgi üretme ve yapay zekâyı doğru kullanabilme kapasiteleriyle de ölçülüyor.

Derneğinizin tarım ve tarımla doğrudan bağlantılı sektörlerde yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaları veya iş birlikleri var mı?

Aslında biz bu konuyu yeni konuşmaya başlamadık. Yaklaşık altı yıl önce Yapay Zekâ Politikaları Derneğini kurarken oluşturduğumuz ilk çalışma gruplarından biri Tarım ve Kırsal Kalkınma Komisyonumuz oldu. Bugün bu komisyonda 50’den fazla bireysel ve kurumsal üyemizle tarım, kırsal kalkınma ve yapay zekâ ilişkisi üzerine çalışmalar yürütüyor, politika önerileri geliştiriyor ve farklı paydaşları bir araya getiriyoruz.

Biz tarımı yalnızca üretim yapılan bir sektör olarak değil; gıda güvenliğinin, sürdürülebilir kalkınmanın ve ülkemizin stratejik geleceğinin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz zirvelerde, çalıştaylarda ve eğitim programlarında akıllı tarım teknolojilerine de önemli yer veriyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle akıllı sulama sistemleri, hassas tarım uygulamaları, erken hastalık tespiti, iklim risklerinin yönetimi ve tarımsal verimlilik gibi alanlarda daha fazla çalışma yürütmeyi hedefliyoruz.

Yapay zekâ sadece teknoloji şirketlerinin konusu değildir. Tarlada çalışan çiftçimizin de, serada üretim yapan üreticimizin de, tarımsal sanayimizin de doğrudan faydalanacağı bir dönüşümden bahsediyoruz.

Haber Görseli

DÖNÜŞÜMÜN BAŞARISI, TEKNOLOJİNİN SAHADA BENİMSENMESİYLE OLUR
Ülkemizde tarım sektörünün daha iyi bir noktaya taşınmasında yapay zekâ kullanımının nasıl katkısı olabilir, ana başlıklar hâlinde açıklar mısınız?

Yapay zekânın tarımdaki katkısını yalnızca verim artışı olarak görmek eksik olur. Su kaynaklarının daha verimli kullanılmasından gübre ve ilaç kullanımının optimize edilmesine, bitki hastalıklarının erken tespitinden üretim planlamasına kadar birçok alanda önemli katkılar sağlayacaktır. Özellikle iklim değişikliğinin etkilerini daha yoğun hissettiğimiz bu dönemde yapay zekâ, çiftçimizin daha doğru karar almasını sağlayan güçlü bir karar destek sistemi hâline gelecektir. Bence artık gıda güvenliği ile millî güvenlik birbirinden ayrı düşünülemez. Güçlü tarım, güçlü ekonomi; güçlü ekonomi ise güçlü devlet demektir. Yapay zekâ bu zincirin önemli halkalarından biridir.

Bir başka önemli konu ise eğitimdir. Türkiye’de iki milyonu aşkın ÇKS’ye kayıtlı çiftçimiz bulunuyor. Yapay zekânın tarımda gerçek anlamda dönüşüm oluşturabilmesi için bu teknolojileri sadece geliştirmek yetmez; çiftçilerimize doğru şekilde anlatmak, onları uygulamalı eğitimlerle desteklemek ve yapay zekâ okuryazarlığını kırsala kadar yaygınlaştırmak gerekir. Dönüşümün başarısı, teknolojinin sahada benimsenmesiyle mümkündür.

Bu vesileyle Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’nın yapay zekâya gösterdiği ilgi ve konuya hâkimiyetini de son derece kıymetli buluyorum. Tarım sektörünün dijital dönüşümünü yakından takip etmesi ve yapay zekâ teknolojilerine verdiği önem, ülkemiz adına önemli bir avantajdır. Bu yaklaşımın, yapay zekânın tarımda daha hızlı yaygınlaşmasına ve Türkiye’nin rekabet gücünün artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması, tarım ve gıda gibi stratejik sektörlerde iş gücü dönüşümünü nasıl etkileyecek? Bu dönüşümde işsizlik kaygısına karşı nasıl bir yol haritası izlenebilir?

Her teknolojik dönüşüm ilk etapta bazı kaygıları beraberinde getirir. Ancak tarih bize gösteriyor ki teknoloji bazı meslekleri dönüştürürken aynı zamanda yeni meslekler de oluşturur. Yapay zekâ insanın yerini almaktan çok, insanın üretkenliğini artıran güçlü bir yardımcı olacaktır.

Gelecekte tarım sektöründe yalnızca traktör kullanmayı bilen değil; sensörlerden gelen verileri okuyabilen, yapay zekâ destekli karar sistemlerini kullanabilen ve dijital teknolojilere hâkim üreticiler daha avantajlı olacaktır. Bu nedenle sürekli eğitim anlayışı büyük önem taşıyor. Çiftçilerimizin, ziraat mühendislerimizin, teknisyenlerimizin ve sektör çalışanlarımızın yeni teknolojilere uyum sağlayabilecek şekilde desteklenmesi gerekiyor.

İşsizlik kaygısını azaltmanın yolu teknolojiden korkmak değil, insanımızı teknolojiyle birlikte geliştirmektir.

Haber Görseli

YAPAY ZEKÂ ARTIK GELECEĞİN DEĞİL, BUGÜNÜN MESELESİDİR
Geleceğe ilişkin yol haritasını belirleyecek gençlere bir mesajınız var mı?

Gençlere en büyük tavsiyem, yapay zekâyı sadece kullanan değil; geliştiren, yöneten ve sorgulayan tarafta olmaya çalışmalarıdır. Yabancı dil öğrenmeleri, veri okuryazarlıklarını geliştirmeleri, farklı disiplinleri birlikte anlayabilmeleri ve problem çözme becerilerini güçlendirmeleri artık her zamankinden daha önemli.

Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim: Yapay zekâ ne kadar gelişirse gelişsin; vicdan, etik, merhamet, liderlik ve sorumluluk gibi insani değerlerin yerini hiçbir teknoloji alamaz. Geleceğin en başarılı insanları, yapay zekâyla birlikte çalışabilen ama insan olmanın değerlerini de koruyabilen kişiler olacaktır. Türkiye’nin gençlerine güveniyorum. Doğru fırsatlar sunulduğunda, yalnızca ülkemiz için değil, dünya için de değer üreteceklerine inanıyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yapay zekâ artık geleceğin değil, bugünün meselesidir. Tarımdan sağlığa, sanayiden eğitime, enerjiden dış politikaya kadar tüm alanlarda bir dönüşüm yaşıyoruz. Tarım ise bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri. Çünkü tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; gıda güvenliğinin, çevresel sürdürülebilirliğin ve toplumsal refahın temelidir. Türkiye’nin güçlü tarım geleneğini yapay zekâ ile buluşturabilirsek sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılayan değil, akıllı tarım teknolojileri geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olabiliriz.

Biz Yapay Zekâ Politikaları Derneği olarak bu dönüşümün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmaya, bilgi üretmeye ve ülkemizin yapay zekâ yolculuğuna katkı sunmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki yapay zekâ çağında güçlü olan ülkeler; yalnızca en gelişmiş algoritmalara sahip olanlar değil, bu teknolojiyi insanın, toplumun ve ülkenin faydasına dönüştürebilen ülkelerdir. Türkiye’nin de bu ülkeler arasında yer alacak potansiyele fazlasıyla sahip olduğuna inanıyorum.

Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) Kurucusu ve Başkanı RECROAI Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu tarım teknolojileri ve yapay zeka sema özay