TEMMUZ-AĞUSTOS 2019 / RÖPORTAJ

Kooperatifler ülkemizde neden istenilen noktada değiller?


Müge ÇEVİK     Mehmet OĞUZ 

10.07.2019 

“Yasal düzenlemelerin güncellenmesi halinde var olan mevcut büyük tarımsal potansiyel ortaya çıkacak; yakalanan ivme ve sinerji ile kooperatiflerimiz tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi öncelikle tarımsal hasıla içerisinde asıl aktör ve üretilen ekonomik değer içerisinde de önemli, etkin ve büyük aktör olarak yerlerini alacaktır.”
Kooperatifçilik hareketi dünyanın en yaygın örgütlenme biçimi ve 175 yıllık bir geçmişe sahip.Birçok farklı ülkede toplam bir milyardan fazla insanın ortağı olduğu, 750 binden fazla kooperatif bulunuyor. 1916 yılından beri her yıl temmuz ayının ilk cumartesi günü, “Kooperatifçilik Günü” olarak kutlanıyor. Uluslararası Kooperatifler Örgütünün (International Cooperative Alliance-ICA) belirlediği bu tarihi, 1994 yılında Birleşmiş Milletler “Uluslararası Kooperatif Günü” olarak kabul etti. Bu yıl 6 Temmuz Cumartesi günü kutlanacak 96. Uluslararası Kooperatifler Günü çerçevesinde ülkemizdeki “tarımsal kooperatifçiliğin” bugünü ve yarınına ilişkin görüşlerini almak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı Teşkilatlanma Daire Başkanı Mehmet Lokman Ramazanoğlu ile bir araya geldik.

Ülkemizde tarımsal kooperatifçiliğin tarihi ile ilgili kısa bir bilgi verir misiniz?

Cumhuriyet öncesinde ülkemizde kooperatifler 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu döneminde görülüyor. Aslında onun öncesi de var. Ahi teşkilatının da felsefesinde birlik ve dayanışma olduğu için sayabiliyoruz. Kooperatifçilik serüvenimiz aslında 1863 yılında Mithat Paşa’nın Niş Valisi iken kurduğu “Memleket Sandığı” ile başlıyor. Memleket Sandığı da aslında bugünkü Ziraat Bankasının nüvesidir. Cumhuriyet döneminde de kooperatifçilik önemseniyor. 1925 yılında İtibari Zirai Birlikler Kanunu çıkıyor. 1926 yılında Ticaret Kanunu kooperatifleri bir şirket türü olarak kabul ediyor. 1929 yılında Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu, 1935 yılında da 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri ve 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunları çıkartılıyor. Ancak bu o zamanki koşullarda tam beklentilere cevap vermediği için 1581 sayılı bugünkü Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu çıkartılıyor. Sonrasında farklı kanunlar çıkıyor ama bugünkü kooperatiflerin esasını teşkil eden 1163 sayılı Kanun 1969 yılında çıkıyor. Bugün Türkiye’deki tarımsal kooperatiflerimiz de dahil olmak üzere tüm kooperatifler bu Kanun çerçevesinde kuruluyor. Yani bizim ülkemizde kooperatifçiliğin tarihi dünya ile eş zamanlı. Önemsenen bir konu olduğu için de Anayasa’da bile yerini bulmuş. Ancak dünyadaki kooperatifçilik serüveni ile bizim halihazırdaki kooperatifçilik serüvenimiz farklı.

TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF SAYISI 12 BİNDEN FAZLA

Türkiye’deki kooperatifçiliğin durumundan söz eder misiniz?


Türkiye’de kooperatifçilik üç temel kanun üzerinden yürütülüyor şu anda. Birincisi bizi asıl ilgilendiren, bütün tarımsal kalkınma kooperatiflerimizi sevk ve idare eden, kuran, denetleyen 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu; ikincisi 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu ve üçüncüsü de 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Kanunu. Ülkemizde ilk kurulan tarımsal amaçlı kooperatifler tarım satış kooperatifleridir. İzleyen yıllarda tarım kredi kooperatifleri, pancar ekicileri kooperatifleri ve köy kalkınma (tarımsal kalkınma) kooperatifleri kurulmuştur. Tarım kooperatiflerimiz de Tarımsal Kalkınma, Tarım Kredi, Tarım Satış, Pancar Ekicileri, Sulama ve Su Ürünleri Kooperatifleri gibi farklı hizmet türlerine ayrışarak gelişme göstermiştir.

Haber Görseli

Türkiye’deki kooperatiflerin tümü dikkate alındığında yaklaşık yüzde 18’i; kooperatiflere ortak olan kitle bazında ise yüzde 57’si tarımsal amaçlı kooperatiflerden oluşuyor. Tarımsal kooperatiflerde kooperatif sayısı en fazla olan tarımsal kalkınma kooperatifleridir. Türkiye’de 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu çerçevesinde kurulmuş halihazırda tarımsal kooperatif sayısı 9 bin 917,  bunlara ortak kişi sayısı ise 2,5 milyon dolayında. Tarım Kredi Kooperatifleri (bin 625 kooperatif ve 907 bin 233 ortak) ile Tarım Satış Kooperatifleri de eklendiğinde tarımsal amaçlı kooperatif sayısı 12 bini geçmekte ortak sayısı ise 4 milyonu aşmakta.


AKTİF KOOPERATİF SAYIMIZ YETERSİZ

Ülkemizdeki kooperatifler kendilerinden beklenen işlevlerini yeterince yerine getirmekte midir?


Maalesef bu soruya kesin ve net bir şekilde ‘evet’ demek zor. Sayısal olarak yaklaşık 10 bin civarında tarımsal amaçlı kooperatiften bahsederken, sektör içerisinde etkin ve aktif olan kooperatif sayısı oransal olarak yeterli değildir. Oysa ki kooperatiflerimizin tarımsal hasıla üretimi içerisinde çok daha iyi bir noktada ve güncel tarım politikalarını belirleyecek, düzenleyecek ve hatta regüle edecek kabiliyette olması gerekir. Ama maalesef olması gereken noktada değiliz. Zaten bu noktada olmuş olsaydı, bu kooperatifler ya da tarımsal üretici birliklerimiz kamunun yükünü de ciddi oranda azaltmış olacaktı. Onların başarısı etkinliği, yetkinliği, tarımsal hasıla ve GSMH içindeki payını otomatik olarak ciddi oranda artıracak ve gelişmiş ülkelerdeki kooperatiflerden bizde de olmuş olacaktı.

Dünyadaki tarımsal kooperatifçilik ile ülkemizdeki kooperatifçilik kıyaslandığında ülkemiz hangi durumda?

Dünya genelinde, Birleşmiş Milletler’in yaptığı çalışmaya göre 750 binden fazla kooperatif ve bir milyardan fazla kooperatif ortağı bulunmakta. İstihdam açısından ise kooperatiflerin dünya çapında 100 milyondan fazla kişiye iş imkanı sağladığı tahmin edilmektedir. Avrupa Birliği içerisinde ise yaklaşık 163 milyon kooperatif ortağı ile 250 bin civarında kooperatif bulunmakta ve bu kooperatifler aracılığıyla 5,4 milyon kişiye iş imkanı sağlanmakta. Dünyada en çok kooperatifin olduğu 5 ülke ABD, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya. Ekonomik olarak en güçlü tarımsal kooperatif ise Japonya’dadır. Almanya’da pratik olarak her çiftçi bir veya bir kaç kooperatifin ortağıdır. Bütün zanaatkârların yüzde 60’ı, bütün perakendeci tacirlerin yüzde 75’i ile bütün fırıncı ve kasapların yüzde 90’ı kooperatif ortağıdır.
 

Haber Görseli

Uluslararası Kooperatifler Birliğinin (ICA) kooperatiflerin bildirdikleri 2005 yılı cirolarını esas alarak oluşturduğu ICA 2007 Yılı Raporundaki Global-300 listesinde ağırlıklı olarak tarım, finansman ve perakende/toptan ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren kooperatifler ön plana çıkıyor. İlk sırada “Japon Tarımsal Kooperatifler Ulusal Federasyonu (Zen-Noh)”, Japonya’da kırsal kesimde yaşayan 3 milyondan fazla ailenin ihtiyaç duyduğu tarımsal girdi ve ekipmanı karşılamakta. 2005 yılı cirosu 63,449 milyar dolar, aynı yılın varlıklar toplamı ise 18,357 milyar dolar. İkinci sırada, “Japon Tarımsal Kooperatifler Sigorta Federasyonu (Zenkyoren)” bulunuyor. Sigorta poliçelerinin değeri 3 milyar dolara yaklaşmış olan, 46,819 milyar dolarlık cirosu ve 406,224 milyar dolarlık varlıklar toplamı ile ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada, “Crédit Agricole Grup” yer alıyor. Bu Fransız kooperatif bankasının 2005 yılı cirosu 30,722 milyar dolar, varlıklar toplamı da 1 trilyon 385 milyar 635 milyon dolar olarak gerçekleşmiş. Dördüncü sırada ise Kore’de tarım sektöründe faaliyet gösteren bir kooperatif birliği olan “National Agricultural Cooperative Federation (NACF)” bulunuyor. Pazarlama, tedarik ve bankacılık gibi faaliyetlerle kırsal kesimde yaşayanlara ve çiftçilere finansal destek sağlayan Birliğin 2005 yılı cirosu 24,6 milyar dolar, varlıklar toplamı da 199,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Beşinci sırasında ise bir Amerikan kooperatifi olan “Nationawide Mutual Insurance Company” bulunmakta.

Oluşturdukları ekonomik hacim bakımından kooperatifler özellikle, Fransız, Amerikan, Japon ve Alman ekonomilerinde önemli bir rol oynamakta. GSYH’daki payları dikkate alındığında ise Finlandiya, Hollanda ve Fransa’daki kooperatif işletmeler ön plana çıkmaktadır.
Türkiye kooperatif sayısı bakımından dünyada önde gelen ülkelerden birisidir. Bu başarılı ülkelerin çoğundan fazla kooperatif sayımız var. Neredeyse dünyadaki her 10 kooperatiften 1’i Türkiye’de bulunuyor. Ancak, ortak sayısı bakımından durum o kadar iç açıcı değil.Dünyada bir milyarı aşan kooperatif ortağı varken, bu sayının kabaca yüzde 1’i Türkiye’dedir. Ortak sayısı bakımından Türkiye’de kooperatifler dünya geneline kıyasla yaklaşık 10 kat daha küçüktür.

ASALARIN GÜNCELLENMESİ ŞART

Ülkemizdeki kooperatiflerin en büyük sorunu ve çözüm önerileriniz nelerdir?


Sorunları genel çerçevede, “yapısal sorunlar, ortaklık ve ortaklara ilişkin sorunlar, yönetsel sorunlar, denetim sorunları, sermaye ve finansmana erişme ile finansman yetersizliği sorunları, üst örgütlenme ve hizmet alma” sorunları gibi temel başlıklarda özetlemek mümkün. Kooperatifçilik ülkemizde uzun süre ithal hayvancılık ikamesi üzerine kurdurulmuş ve bugün kooperatif mezarlığından bahsedebiliyoruz. Dünyada çok başarılı, ülkelerin ekonomisini sürükleyen kooperatifler var. Peki biz neden bu durumda değiliz? Biz kanunlarımızı neden  zamanında güncellemedik? İşte yapısal sorunlar derken biraz da bunu kastediyoruz. Kooperatiflerimizi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren 14 tane temel yasadan söz ediyoruz. Yasaların yer yer birbiriyle çakışması söz konusu, bu yasalardan kaynaklı kooperatiflerin ve üretici birliklerinin yetki ve görev çakışmaları var. Bu da işte kamunun çözmesi gereken bir sorun. Kooperatifler kalkınmanın temel taşıdır aslında. Kooperatifler güç birliğidir, dayanışmadır. Özelde kooperatifçilik, genelde de bütün üretici örgütlerini doğrudan ya da dolaylı  ilgilendiren kanunların birlikte, eş zamanlı olarak güncellenmesi aciliyet ötesi önem arz ediyor.  Yasal düzenlemelerin güncellenmesi halinde var olan mevcut büyük tarımsal potansiyel ortaya çıkacak; yakalanan ivme ve sinerji ile kooperatiflerimiz tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi öncelikle tarımsal hasıla içerisinde asıl aktör ve üretilen ekonomik değer içerisinde de önemli, etkin ve büyük aktör olarak yerlerini alacaktır.

Diğer taraftan kooperatifçi arkadaşlarımızın da hataları var. Örneğin kooperatiflerimizin büyük bölümü az ortaklı ve küçük ölçekli. Ortakların eğitim seviyesi düşük. Kooperatif faaliyetlerine ilgileri zayıf. Ekonomik olayları algılama kabiliyetleri de yetersiz.
 
Sonuç olarak üreticilerimizin; üretim, girdi temini, finansa erişim, tedarik zinciri ve pazarlama kanallarında etkin; sosyal, kültürel ve ekonomik refah düzeylerini arttırmak, kaliteli ve yeterli üretimi sürdürülebilir kılmak, karşılaştıkları sorunları, güçlerini birleştirerek, ortak hareket ederek çözmeleri  veya çözümünü sağlamak için kooperatifleşme  kaçınılmazdır. Çünkü her bir örgüt modelinin olumlu ve olumsuz yanları vardır. Fakat bütün dünyada kabul gören bir gerçek vardır ki, en etkin ve başarılı üretici örgütü modeli kooperatiftir. Bu kapsamda aktif olmayan tabela kooperatiflerinin de tasfiye edilmesi gerekmekte. Bunun için de yasal düzenleme gerekiyor.

Haber Görseli

Söz ettiğiniz çerçevede 1163 sayılı Kanun’un güncellenmesi ile ilgili devam eden bir süreç var mı?

Yaklaşık 4-5 yıl önce Ticaret Bakanlığı tarafından çalışması başlatıldı. Bakanlığımızın da katıldığı  toplantılar yapıldı. Yasa taslağı hazır aslında. Meclise gelip kabul edilmesi halinde önümüz açılacak diye düşünüyoruz. Eylül ayında yapılacak Tarım Şurası sonuçlarının beklenmesi de söz konusu olabilir. Çünkü bu Şurada örgütlenme konusu da tartışılacaktır. Böylelikle daha kapsamlı ve çözüm odaklı mevzuat düzenleme tekliflerinin çıkacağını ön görmekteyiz.

Kooperatifçilikte İsrail Modeli olarak adlandırılan yapı hakkında bilgi verir misiniz?

İsrail’de tarımsal alanda üçlü bir yapı formu mevcut: Kibbutz, Mashov ve Aro. Bu üç kurumdan biri, komün hayatın yaşandığı büyük çiftlikler olan Kibbutz’lar. Tamamen komün sistemin yaşandığı Kibutzlar’da özel mülkiyet yok. Diğeri ise kooperatif sistemiyle yönetilen İsrail’in kırsal bölgelerde kurduğu özel mülkiyete dayalı kooperatif tarım çiftlikleri olan Mashov’lar. Bu iki kurumu yaptığı AR-GE çalışmasıyla Volcani Center’lar, yani eski ismiyle ARO’lar (Tarımsal Araştırma Kuruluşu - Agriculture Research Organisation) destekliyor. Moshav sahipleri geçimlerini tamamen tarıma dayalı olarak sağlarken, Kibbutz sahipleri tarımın dışında endüstriyel üretim de yapıyor. Ticari faaliyet ise Kibbutz’u yöneten kooperatif benzeri bir yapı aracılığıyla yapılıyor. Her bir Kibbutz kendi uzmanlık alanında belli bir ürünün üretilmesi ile ilgileniyor. İsrail’de, bu iki sosyal oluşumun üretimini destekleyen önemli bir AR-GE altyapısı bulunuyor. Devlet 1,5 milyon dolarlık ihracat gelirinin yaklaşık yüzde 8 ila 10’unu bu araştırmalara ayırıyor. İsrail modeli kooperatifçilik örneği başarılı bir örnek olabilir ancak dünya ölçeğinde çok daha büyük ve başarılı kooperatif yapıları mevcut. Kaldı ki kooperatifçilikte temel felsefe ve çıkış noktası aynı olmakla beraber, her ülkenin kendine has şartları mevcuttur. Örneğin ekilebilir arazi (sulu-kuru) miktarı, ülkenin yüz ölçümü, yerküre üzerinde bulunduğu konum, iklim, yetiştirilen ürünlerin  tür ve sayıları, eğitim durumu, demografik yapının dağılımı(kısal-kent yerleşimi), kültür, gelenek, gelişmişlik düzeyi, ekonomik ve sosyal yapı  vs. gibi daha onlarca faktör bir arada düşünülerek her ülke için farklı modeller ortaya konabilir. Yani her ülkenin kendi durum ve pozisyonları farklı olduğu için farklı modeller mümkündür.

Son olarak Kooperatifçilik Günü ile ilgili mesajınızı alabilir miyiz?

Öncelikle tarım sektöründe yer alan üretim yapan fedakar kooperatif ortaklarımızın ve diğer kooperatiflerimizin kooperatifçilik gününü tebrik ediyorum. Bu çerçevede kooperatifçilik ilkelerine uygun bir şekilde, gönüllük esasına dayanan, kooperatifçiliğimizin üretmede ve güç birliğinde bir araya geldiği, topluma karşı sorumluluk bilincinin üst seviyelere çıktığı, gerek ortakların  ve gerekse  kurumsal olarak kooperatifler arası teknik, pratik ve sosyal iş birliğini arttığı, demokratik katılım ve denetim kültürünün yaygınlaştığı ve yerleştiği, sektörde güçlü, etkin ve aktif kooperatifçiliğin olduğu yarınlar  diliyorum.

Kooperatifçilik tarımsal kooperatifçilik