KASIM-ARALIK 2019 / DÜNYADAN KOOPERATİFÇİLİK

Savaşın gölgesinde büyümeyi başaran bir kooperatif


Dr. M. Erhan EKMEN    

07.11.2019 


Bu sayıda sizlerle Uzak Doğu’ya, özellikle Amerikan savaş filmlerinden bildiğimiz Vietnam’a gidiyoruz. Filmlerde kirli sarı akan nehirlerde derme çatma tekneleriyle gördüğümüz ülkenin, aslında Güney Çin Deniz’i ve Doğu Deniz’i üzerinden Hint Okyanusu’na açılan çok büyük kıyısı bulunuyor. Hem iç sularda hem de denizlerde çok yaygın olarak balıkçılık yapılmakta. Halkın önemli gelir kaynaklarından birini oluşturuyor. Hikayemizdeki balıkçılık kooperatifi, bölgenin hem ekonomik durumunu düzeltmiş, hem de savaş sonrası dönemlerde yaşlı ve fakir ailelere yardım ederek sosyal açıdan önemli görevler üstlenmiş. Kooperatif bir yandan üretimi desteklemek için girdileri tedarik ederken, bir yandan da ürünün pazarlanması için işleme, nakliye gibi hizmetleri de yürütüyor. AB’deki kooperatif tabanlı üretici örgütlerinde görmeye alışık olduğumuz bu durumu Vietnam’da da görmek hikayemizi ilgi çekici hale getiriyor. Bu hikaye, AB modelinin her ülkenin kendi şartlarına göre nasıl uygulanabileceğine ilişkin bizim için iyi bir örnek oluşturuyor.

Kuzey Vietnam’da bulunan “Song Lam Balıkçılık Kooperatifi”, Güney Çin Denizi’ne dökülen Lam Nehri’nin Cua Lo Plajı’nda bulunuyor. Song Lam Kooperatifi, ortağı olan yerel balıkçılar için benzin ve mazot tedariki, tekne tamiri, eğitim kursları düzenlenmesi ve avlanan ürünün satış işlemleri gibi çok değerli hizmetler veriyor.

Kooperatifin başkanı olan Le Thanh Ty, Uluslararası Kooperatifler Birliğine (ICA) gönderdiği hikayede aşağıdaki hususlara değiniyor.

Savaş sırasında 1971 yılında kurulan Kooperatif, ilk yıllarda zor bir dönemden geçmiş. Gelişim yönündeki kararlılıkları ve bitmeyen çabalarıyla, önce tek tek basit faaliyetlerle başladıkları bu uğraşta, sonraları çok amaçlı operasyonlara geçilmesiyle kooperatif faaliyetlerini büyütmüşler ve hizmetlerini çeşitlendirmişler. Karşılaştıkları en önemli sorun, devlet kontrollü, merkezden planlanan eski kooperatif modeli hakkındaki ön yargılardan kaynaklanmış ve insanlar üzerindeki bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için çok zaman harcamışlar.
Kooperatif, özellikle 2008 - 2011 yılları arasında hızlı gelişim göstermiş, üye sayısını 85’ten 148’e ve istihdam edilen kişi sayısını 250’den 410’a çıkartmış. Sonraki yıllarda da bu artışı devam ettirmişler. Kooperatif ülkede yoksulluğu azaltmak için Kore, Japonya, Tayvan ve benzeri yerlerde yeni iş imkanları yaratarak yurt dışına 700 bölge balıkçısını göndermiş.

Kooperatif, yılda 120 - 150 bot tamir ederken balıkçı teknelerinin yapım ve koruma işlerini de yapıyor. Kooperatif, balıkçıların karaya çıkış (balık boşaltma alanı) iskele ve limanlarını yönetmekte. Hem benzin, dizel, su ve buz gibi girdi ihtiyaçlarını karşılıyor hem de balıkçı tekneleri açık denizde iken yakıt ikmali için dört tekne bulunduruyor. Kooperatif, balıkçılar avdan döndükten sonra, farklı türdeki balıkları sınıflandırılarak pazarlanması, balıkların dondurulması, kurutulması veya soslu üretimi ile ilgili önemli hizmetler veriyor. Kooperatifin deniz ürünleri işleme atölyeleri yılda 300 – 350 bin litre balık sosu üretirken 400 - 450 ton arasında dondurulmuş balık satıyor. Ayrıca kooperatif, uzun seferlerden döndükten sonra balıkçıların dinlenmeleri için nehir yanında bir restoran işletiyor. Bu hizmetlerin yanı sıra, aşırı avlanma ve çevreye zarar verilmesine karşı kampanyalar da yürütüyor.

Bütün bu yapılanlar sayesinde bulunduğu bölgede toplum için çok yararlı hizmetler veren Kooperatifin başkanı Le Thanh Ty şunları ifade ediyor. “Kooperatifimiz, istikrarlı bir yaşam sağlamak amacıyla genç ve yoksul insanların iş bulmalarına yardım ediyor. Böylece yoksulluğun azaltılmasına etkin olarak katılıyoruz. Yetenekli Vietnamlı balıkçıları ve denizcileri iş için yurt dışına göndermek amacıyla yabancı şirketlerle iş birliği yapıyoruz.”

Daha önce Japonya ve Güney Kore gibi Uzak Doğu’dan alınan hikayelerin hepsinde: savaşların büyük yıkımları sonrasında yoksul ve zayıf insanların, kooperatifler sayesinde hem kendi gelirlerini arttırdıklarını  hem de ülke ekonomisine katkıda bulunduklarını gördük. Karşılıklı güvene dayalı, birlikte iş yapabilme kültürüne sahip bu insanlar, kooperatif çatısı altında Avrupalı emsalleri kadar, belki onlardan daha da fazla başarılı olmuşlar. Bu açıdan Avrupa Birliği yolunda ilerleyen ülkemiz açısından; Uzak Doğu ülkelerinin en zorlu şartlarda bile verdikleri mücadelede kooperatifleri ile sağladıkları başarıların iyi incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

kooperatifçilik tarım