EYLÜL-EKİM 2018 / EL SANATLARI

Lüle taşı Eskişehir’in beyaz altını, diğer adıyla deniz köpüğü


Hilal DOĞAN - İlkay Mustafa GÜNEŞ     Serkan Mehmet ÇOBANOĞLU - Murat HARMAN 

18.09.2018 

Lüle taşı emici özelliğinden dolayı özellikle pipo ve ağızlık yapımında en ideal taşların başında geliyor. Adeta filtre vazifesi gören lüle taşı, yüzyıllardır dünyanın en kıymetli pipolarının yapıldığı ana malzeme.
Ham maddesi sepiyolit kili olan ve maden literatüründe ‘sepiyolit’ olarak geçen, Eskişehir taşı da denilen ‘lüle taşı’, beyaz renkli, oldukça hafif ve işlemesi kolay gözenekli bir taş.

Kimin aklına gelirdi Osmanlı Sultanının Macar Kontu’na hediye ettiği bir beyaz taşın, pipoya malzeme olup tüm dünyaya yayılacağı. İşte bu beyaz taş, ham maddesi sepiyolit kili olan ve maden literatüründe ‘sepiyolit’ olarak geçen, Eskişehir taşı da denilen ‘lüle taşı’. Lüle taşı emici özelliğinden dolayı özellikle pipo ve ağızlık yapımında en ideal taşların başında geliyor. Adeta filtre vazifesi gören lüle taşı, yüzyıllardır dünyanın en kıymetli pipolarının yapıldığı ana malzeme.

Eskişehir’e bağlı Sepetçi(Beyaz altın) köyünde bol miktarda bulunan lüle taşı, genellikle pipo, sigara ağızlığı, tespih, biblo ve süs eşyası yapımında kullanılıyor. Beyaz renkli, oldukça hafif ve işlemesi kolay gözenekli bir taş olan lüle taşı, Türkiye dışında dünyada; Somali, Tanzanya, Kenya, Meksika, Yunanistan, Fransa, Avusturya, İspanya ve ABD’de çıkarılıyor. Ancak en üst kalite lüle taşı Eskişehir’de çıkarılıyor.

Lüle taşı işlemek için özel olarak üretilmiş bıçaklar bulunuyor. İşleyebilmek için nemini kaybetmemesi gereken lüle taşında sabır ve emek ilk sırada geliyor. Doğal bir taş olduğu için insan sağlığına faydalı olduğuna inanılan, göze hoş gelen ve oldukça estetik olan lüle taşı, yapan ustanın yeteneğiyle de birleşince ortaya sanat eseri diyebileceğimiz ürünler çıkıyor. Deniz köpüğü, Eskişehir taşı gibi isimlerle de anılan bu taşı, efsanelere göre bir köstebek taşa ait yeraltı yolunu ortaya çıkararak insanlara göstermiştir.

LÜLE TAŞININ TARİHİ MÖ 2000’LERE DAYANIYOR

Lüle taşının ilk ne zaman kullanıldığına dair bilgiler yetersiz olup yapılan arkeolojik kazılar, bu madenin, MÖ 2000’lerde kullanıldığına ilişkin bilgiler veriyor. 1173 yılında Ön Asya seyahatinde Anadolu’ya da uğrayan Ali bin Ebu Bekir El-Herevi’nin bundan bahsettiğini öğreniyoruz. Anadolu Selçukluları dönemine denk gelen bu tarihte tütün ve tütün içme söz konusu olmadığından bu madenin, su yolları, su kapları, çeşme gibi su ile alakalı aletlerin yapımında kullanıldığı da tahmin ediliyor.

OSMANLI’NIN İLK İHRAÇ ÜRÜNLERİNDEN

İlk lüle taşı piposunun hikayesi, 1723’te Osmanlı Sultanı 3. Ahmet’in, Macar Kontu Andrasy’e hediye ettiği lüle taşıyla başlar. Kont bu taşları, işlemesi için bir usta olan Karol Kowates’e vermiş ve o da bu taşlardan pipo yapmıştır. Böylece lüle taşından yapılan ilk piponun mucidi de kendisi olmuştur. Daha sonra yayılarak Viyana’ya kadar gelen lüle taşından yapılan pipolar Avrupa’da popüler olmuştur.  Oldukça ilgi çeken lüle taşı Avrupa’ya ihraç edilmeye başlanarak Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ihraç ürünlerinden olmuştur.

Haber Görseli

Lüle taşına dair bu teknik ve tarihi bilgilerden sonra Eskişehir’in tanınmış lüle taşı ustalarından Süleyman Coşkun ve yetişen genç sanatçılarından Emre Mangaltepe ile lüle taşı sanatı üzerine konuştuk.

SÜLEYMAN COŞKUN: 35 YILLIK USTA …

 ‘Osmanlı kafaları’ konusunda eserler veren, Eskişehir’in önde gelen ustalarından biri olan Süleyman Coşkun lüle taşıyla ilgili kendisine yönelttiğimiz soruları cevapladı.

Kendinizden bahseder misiniz? Bu işe nasıl başladınız? İşinizi seviyor musunuz?

1959’da Akçakaya Köyü’nde dünyaya geldim. Küçükken babamın değerli ustaların yanına beni çırak olarak vermesiyle bu işe başladım. 35 yılım bu işle uğraşarak geçti. O günden beri severek yapıyorum. Sevmeden bir şeyi çıkaramazsın zaten, sanat ortaya koyamazsın. Bize usta derler ama ben kendimi usta olarak görmüyorum. Çok büyük bir usta değilim, sadece elimden geleni yapmaya, ailemi geçindirmeye çalışıyorum.

Bir lüle taşı ustası olarak, lüle taşı sizin için ne ifade ediyor?  Size manen kattığı ya da sizden götürdüğü şeyler var mı?

Lüle taşı benim için saflığı, temizliği ifade eden, sadeliği yansıtan bir taş. Beyaz oluşu da etkileyici. Aklıma kalite geliyor. Lüle taşı dendiği zaman Eskişehir ve köy olarak da Türkmentokat Köyü akla geliyor. Ve dünya, Viyana’dan değil, buradan çıktığını artık anladı bu taşın.  Beyaz zamanla yoruyor ve gözler etkileniyor. Bunun haricinde mesleğimden memnunum.

Lüle taşından ürettiğiniz ürünler, eserleriniz nelerdir? Modeller kendi tasarımınız mı?

Lüle taşı denildiğinde akla gelen piponun üretimini bizler de çokça yapıyoruz. Yıllarca üretilen şey buydu. Özelliği de yanmaması, nikotini yüzde 80 bünyesinde toplaması ve antika oluşudur. Dünya bunu bildiği için kullananlar haftada 2 ayrı pipo kullanıyor. Birini dinlendirip ötekine geçiyorlar. İçilen pipolarda çok nefis bir renk alıp antika oluyorlar. Bir Amerikalı, buradan 100 dolara aldığı pipoyu, antika olarak 2000 dolara satabiliyor. Modellere gelince, modelleri bize gelen resimlerden üretiyoruz. Mesela ilk yıllarda en çok yaptığımız model Osmanlı kafaları denilen Türk başlarıydı.  Daha sonra Türkiye’deki büyük kişilerin portreleri yapılmaya başlandı. Yakın zamana kadar Atatürk rölyefleri yapıyordum.

BOYUT OLARAK YAPTIĞIM EN BÜYÜK ESER ‘ŞARAP TANRISI’

Boyut olarak yaptığım en büyük eser Şarap Tanrısıydı. Büyüklüğü 45 cm civarında olan bu eser boyutlarında başka bir eser yapılmadı henüz. Görmek isteyenler, Eskişehir Odun pazarı, Kurşunlu Camii Külliyesinde bulunan Lüle taşı Müzesinde görebilirler.

Lüle taşının yeterince bilindiğini düşünüyor musunuz?

Lüle taşı Türkiye’de değil de dünyada daha çok biliniyor. Ama ülkemizde maalesef tanıtımı çok zayıf. Mesela adam geliyor diyor ki; güzel bir şey yapmışsınız fakat parası çok diyor ücreti fazla buluyor. Ancak durum dışardan göründüğü gibi değil, bu işin bir bedeli var. Taş, mamul hale gelene kadar  en az 15 el değiştiriyor. O yüzden istenilen para çok değil. Zaten sanata verilen değer istenilen parayla ölçülecekse bu paralar istenen ücretler çok az inanın buna. Bizim en pahalı pipomuz bin lirayı geçmez.

Dünyada çıkarılan lüle taşları arasında en kalitelisi ülkemizde Eskişehir ilimizde çıkarılıyor. Bu potansiyelimizin yeterince değerlendirilebildiğini düşünüyor musunuz? Lüle taşını daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için neler yapılabilir?

Bence yeterince değerlendirilemiyor. Mesela çıkışından işlenişine kadar harcanan taş kırıntılarının ve talaşların tamamı işlenebilse daha çok girdi olur ülkemiz için. Biz bu dökülen talaşları toplayıp Almanya, Danimarka, Fransa gibi ülkelere gönderiyoruz ve onlar filtre yapımında kullanıyorlar, sigara ağızlıklarının içine koyuyorlar. Biz bunu yapamıyoruz şu anda. Ayrıca bizler ölçü ile çalışmıyoruz. Oysaki ölçüyle ve daha bilinçli çalışılsa bu konuda üniversitelerle ve çeşitli kuruluşlarla birlikte çalışılsa çok güzel eserler ortaya çıkabilir.

Lüle taşıyla uğraşan usta sayısı yeterli mi yoksa azalıyor mu? Sizin yetiştirdiğiniz kimseler var mı?

Bu sanat az da olsa devam edecektir diye düşünüyorum. Evet, benim yetiştirdiğim elemanım yani çırağım var. 2 tane vardı birisi bıraktı, diğeri de Hüseyin Ege adında eserlerini Amerika’ya gönderen bir arkadaşımız.

ALIP SATANA DEĞİL MESLEK ERBABINA VE ÜRETENE DEVLETİMİZDEN DESTEK BEKLİYORUZ

Son olarak lüle taşıyla alakalı eklemek istediğiniz bir şey, bir beklenti ve temenniniz var mı?

Ekleyeceğim şu; biz elimizden gelenin en iyisini en güzelini yapmaya çalışıyoruz bize verilen imkânlara göre. Bir de devletimiz bu meslekle uğraşmak isteyenlere geriye dönük krediler ve destekler verebilir.

Haber Görseli

LÜLE TAŞI SANATININ YETİŞMİŞ YENİ USTALARINDAN... EMRE MANGALTEPE

Lüle taşının yeterince bilinmediğini, halen gereken konumda olmadığını düşünen ve lüle taşının pipo gibi tütün malzemeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen lüle taşının yeni usta ve sanatçılarından Emre Mangaltepe, bu işe madencilikle başlamış aslında.  Madencilik işiyle uğraşırken meslek ustalarının atölyelerine girip çıkma fırsatı yakalayan ustamız, lüle taşı ustalarının hüner ve uğraşlarını gördükçe kendisi de bu işe heves duyarak merak salmış ve sonrasında şaşırtıcı bir sebeple lüle taşı sanatını öğrenmeye karar vermiş. İşte bu enteresan sebebi kendisinden dinleyelim:

Madencilikle uğraştığım dönemde, lüle taşı sanatçılarının atölyelerine girip çıkarken bende bir merak oluştu ve sonrasında da aşık olduğum kadının gönlünü kazanabilmek için bunun çok iyi bir uğraş olduğu kanaatine vardım ve onun heykelini yapmaya karar verdim. Mesleğin en iyi ustalarından olan Ayhan Karahan ustanın atölyesinde çoğu zaman gece 3’lere kadar lüle taşı oymacılığını öğrenmek için çalıştım. İlk ürünüm aşık olduğum kişinin büstü oldu. Mesleğin her alanını layıkıyla öğrenebilmek için rahmetle andığım Sümer Güven, Battal Dülger gibi ustalardan ders aldım ve halen birlikte çalıştığımız Muhsin Erdoğan ve Ertuğrul Cevher ustalarımdan öğrendiğim bilgilerle meslek ustası oldum.

Bir lüle taşı sanatçısı olarak, lüle taşının sizdeki anlamı nedir? Şahsınıza maddi manevi katkısı ne olmuştur?

Benim için lüle taşıyla uğraşmak ve onu meslek edinmek, sevilmeden yapılması mümkün olmayan çok özel bir iştir. Hatta işten öte bir sevdadır. İşim, benim hobim ve hayatımın bir parçası. Mesleğe başlamadan önce tütün bile kullanmazdım. Mesleğe başladığım zaman, eğer bu işi yapacaksam en azından pipoyu da içmeli ve kullanıcılarını daha iyi anlamalıyım diye düşündüm.  Kazançlarıma gelince; maddi anlamda bana çok bir şey kazandırmadı lakin manevi olarak daha huzurlu olduğum, severek yapabildiğim, yaparken kendimi dinlediğim daha rahat ve sakin bir hayat sürmemi sağladı diyebilirim.

Lüle taşının çeşitli faydaları olduğunu biliyoruz fakat bizlerin bilmediği faydaları da var mıdır?

Mide ve kas ağrıları gibi durumlarda hastalıklara şifa olarak kullanıldığı yöre halkı tarafından biliniyor. Ayrıca Isparta Su Ürünleri Fakültesi’nin yaptırdığı deneylerde su içine atılan belirli miktarlarda lüle taşı tozunun, magnezyum ve kalsiyum oranlarını yükselttiği görüldü.

Haber Görseli

Usta ile sanatçı aynı şey midir?

Mesleğimizde kayıtlı 43 usta sanatçı bulunmakta. Usta ile sanatçı kesinlikle farklıdır. Çünkü usta alışılmış formları tekrar ederken, sanatçı mertebesine yükselmiş olan ustalar, hayal güçleri ile taşı bir hamur gibi yoğurup benzersiz ve daha öncesinde yapılmamış eserler verirler.

Daha çok tütün içme malzemelerinin(pipo, ağızlık vb.) yapımıyla sınırlı kalmış görünen lüle taşı, bu sınırlamadan nasıl kurtulabilir?

Lüle taşı, yeryüzündeki en iyi pipo malzemesidir diyebiliriz. Talep gören bir ürün olduğu için pipo yapımı ile devam eden bu mesleğin üniversitelerde güzel sanatlarda bir bölüm olarak açılması veya lisede Güzel Sanatlar alanında açılması, onu farklı üretimler yapılan bir taş ve malzeme haline getirebilir, böylelikle pipo dışında ürünler de çıkabilir.

BU MESLEĞİ ÖĞRENMEK İSTEYENLERE KAPILARIMIZ AÇIK

Bu taşla uğraşmayı, sanatını öğrenmeyi yeni kuşağa tavsiye eder misiniz? Bu sanatı öğrettiğiniz kimseler var mı?

Bu mesleği öğrenmeyi kesinlikle yeni kuşağa tavsiye ederim. Herkes iş adamı, memur, akademisyen, doktor vb. meslekleri yapacak diye bir kural yok. Sanatçı ruhlu olduğunu hisseden çocukların, genç yaşta yönelmelerini kesinlikle tavsiye ederim.

Lüle taşı sanatını bu mesleği öğrenmek isteyenlere benim atölyem ve şehrimizde bulunan tüm atölyelerin kapısı açıktır. Ben bu mesleği 6 farklı ustadan öğrendim. 3 çırağım oldu. Biri mesleğe girdi çalışıyor iyi bir usta olma yolunda.

Lüle taşıyla ilgili yaşadığınız sıkıntılar ve beklentileriniz neler?

Ham maddenin az olması ve eski yöntemlerle çıkartılması bizim sıkıntılarımızın başında geliyor. İş makinelerinin kullanılması madenin daha kolay ve daha fazla çıkartılmasını sağlayacaktır. Üniversitelerde de bölümlerin açılarak geliştirilmesiyle bu meslek ve sektörün daha iyi noktalara geleceğini düşünüyorum.

Lüle taşı Eskişehir pipo biblo