KASIM-ARALIK 2019 / ÖZEL HABER

İşlemesiz tarım çiftçinin maliyetlerini düşürüyor


Müge ÇEVİK    

07.11.2019 

“Araştırmalara göre nadas-buğday ekim sisteminde anızların yakılmayıp toprak yüzeyinde bırakılmasıyla yüzde 36 ve yüzde 29 sırasıyla daha az toprak ve su kayıpları ortaya çıktığını ve yüzde 23 daha yüksek tane verimi elde edildiğini gösteriyor.”
İşlemesiz tarım, toprak-su kayıplarının önlenmesi, ürün veriminde artış gibi nedenlerle son yıllarda üzerinde daha çok durulan ve yaygınlaşması için de önemli çalışmalar yapılan üretim biçimlerin biri. Hem toprağın daha uzun süre kullanılmasını sağlayan hem de verimliliği artıran işlemesiz tarıma ilişkin merak ettiğimiz soruları, bu konuda önemli araştırmalara imza atmış olan Ziraat Yüksek Mühendisi Dr.Muzaffer Avcı’ya yönelttik.

Anıza ekim nedir?

Her şeyden önce anıza ekim terminolojisinden başlayalım. Bu terim İngilizce “stubble seeding” teriminin doğrudan çevirisi olarak kullanılmaktadır. Bizim çiftçilerimiz ve teknisyenlerimiz tarafından da “üst üste tahıl ekimi” için kullanılıyor. Hatta Kırıkkale ilimizde bir demonstrasyon çalışmasında bu anlayışla ekim yapılmış ve dolayısı ile başarısız olunmuştu. Bu nedenle anıza ekim yerine “işlemesiz tarım” veya “doğrudan-direkt ekim” terimleri kullanılarak bu karışıklık ortadan kaldırılmalıdır. İşlemesiz tarım, uygulamalar dizisi olan bir sistemi ifade ederken, direkt ekim bu sistemin en can alıcı unsuru olan toprağı sürmeden ekimi ifade etmekte. Bu iki kavram esas olarak toprağın ve suyun muhafazasına yönelen “korumacı tarım” içerisinde yer alan uygulamalardan.

ÖRTÜ ORANI ARTTIKÇA KAYIPLAR AZALIYOR

Korumacı tarım, tarımsal faaliyetler içerisinde doğanın korunmasına yönelik uygulamaları içerir. Çoğunlukla ekimden sonra toprak yüzeyinde en azından yüzde 30 örtü sağlayan bitki artıklarını bırakmayı amaçlar. Bu miktar sap olarak minimum dekarda 130 kilograma tekabül ediyor. Bu esas olarak korumanın ayırt edici yönüdür. Buna ilave olarak korumacı tarım para, iş gücü, zaman, yakıt, toprak canlıları, toprak suyu, strüktürü ve besin maddeleri gibi unsurların da korunma ve tasarrufuna yönelen uygulamaları da kapsar. Böylece korumacı tarımı sadece bitki kalıntıları miktarı ile değil tüm koruma önlemlerini içermesi ile de karakterize ediyoruz. Sıfır işleme, sırta ekim, anızlı malç işlemeleri korumacı tarım içinde yer alan uygulamalardır. Bitki örtüsü ile toprak ve su kayıpları arasındaki ilişkiye baktığımızda kısaca örtü oranı arttıkça kayıpların dikkate değer oranda azaldığını görüyoruz.

Gerçekten de korumacı uygulamalar ve en gelişmiş şekli olan işlemesiz tarım dünya açısından da çok önemli hale gelmekte. Bilindiği üzere iklim değişikliği gitgide daha etkili oluyor ve tarımsal açıdan kendini yoğun ve çok şiddetli ani yağışlar, fırtınalar şeklinde gösteriyor. Bu da üst toprağın yüzey akışlarla sürüklenmesi ve tarlaların topraksızlaşması ve verimden düşmelerine, çölleşmelerine yol açıyor.

ANIZIN TOPRAK YÜZEYİNDE BIRAKILMASI VERİMİ ARTIRIYOR

Ülkemiz toprakları binlerce yıldır sürülen-ekilen topraklar olduğu için korumacı sistem bizim için daha da önemli hale geliyor. Araştırmalara göre  nadas-buğday ekim sisteminde anızların yakılmayıp toprak yüzeyinde bırakılmasıyla yüzde 36 ve yüzde 29 sırasıyla daha az toprak ve su kayıpları ortaya çıktığını ve yüzde 23 daha yüksek tane verimi elde edildiğini gösteriyor. Yüzde 24 daha fazla su ve yüzde 100 daha fazla toprak kayıplarının nadas-buğday sisteminde anızların yakılmasıyla ortaya çıktığını göstermiştir. Toprağın en büyük su deposu olduğu ve korumacı tarım ile yakıt tasarrufunun yanında ortalama dekara 20 kilogram daha fazla ürün alınacağı ve bir yılda 76 milyar metreküp su depo edilebileceği ve bu değerin 150 adet Kemer  Barajı, 12 adet Hirfanlı Barajı ve 5 bin adet Çubuk Barajına  eş değer olduğu düşünülürse katma değeri oldukça fazladır.

Haber Görseli

FAYDA VE ZARARLARI

İşlemesiz tarımın avantaj ve dezavantajları nelerdir?


Kanada’da sıfır toprak işleme, ABD’de işlemesiz (no-tillage) tarım veya doğrudan (direkt) ekim adlarıyla da anılan bu teknoloji tohum yatağı oluşturmak amacıyla önceden herhangi bir şekilde işlenmemiş toprağa ekimi ifade ediyor. Ancak sadece toprağa ekimi ifade eden bu terimler yerine bu şekilde yapılan tarım uygulamalarının tümünü (ekimden- hasada) içine alan kavram işlemesiz tarım olarak adlandırılıyor.

İşlemesiz tarımın faydalarını, “yüzde 80 yakıt tasarrufu ve maliyette yüzde 50 tasarruf, zaman tasarrufu (yüzde 50), iş gücü tasarrufu yüzde (yüzde 60), zaman elastikiyeti, organik maddede artış, toprak strüktüründe iyileşme, havalanma ve su geçirgenliği gibi toprak fiziksel özelliklerinde iyileşme, verim artışı, zamanla daha iyileşme beklentisi” olarak sıralayabiliriz. İşlemesiz ya da azaltılmış işlemede oluşabilecek problemleri de, “ürün veya verim kaybı  riski, daha büyük traktör ihtiyacı, yeni ekipman ihtiyacı, yeni hastalık ve zararlı problemleri, tarlanın düzgün olmaması, toprağın sertliğinin her yerde aynı olmaması, gübre ve ilaçların toprağa karıştırılmasının zor olması, tarımsal ilaçların kullanımı, yeni bilgilere ihtiyaç duyulması, kötü görünüm” şeklinde sıralayabiliriz.

Genel olarak işlemesiz tarımın riskli olduğu kabul ediliyor. Ancak uygulamalar zamanında ve uygun şekilde gerçekleştirildiğinde hiçbir riskin bulunmadığını söylemek isterim. Bu çerçevede işlemesiz tarımın zararları ile ilgili bazı konulara biraz daha ayrıntılı bakabiliriz. Örneğin, işlemesiz tarımda kullanılan traktörler sert topraklara ekimi kolaylaştırmak için ağır ve sağlam malzemeden yapıldığından toplam ağırlıkları da fazla oluyor. Bu nedenle ekim sırasında daha güçlü traktörlere ihtiyaç duyuluyor. Ancak tarla büyüklüğü ve çiftçi başına toplam tarla alanı az olan ülkemizde ABD, Kanada ve Avustralya gibi çiftçi başına tarımsal alanın 5 bin dekar veya daha fazla olduğu ülkelere göre daha küçük ekim makineleri kullanılıyor. Bunların doğrudan ekim mibzerine dönüştürülmesi ile ağırlıkları fazla artmıyor ve en fazla 1 tona kadar çıkabiliyor. Bu mibzerler de yaygın olarak kullanılan 60-80 beygirlik traktörlerle rahatlıkla çekilebiliyor. Ayrıca, doğrudan veya azaltılmış işleme için alınan yeni mibzerler sürülmüş toprakta da rahatlıkla ekim yapabildiği ve yapısal olarak da sağlam oldukları için uzun yıllar kullanım imkanı veriyor; uzun vadede çiftçi için ilave bir külfet çıkartmıyor.

Öte yandan, işlemesiz ve azaltılmış işlemelerde toprak yüzeyinde fazlaca bitki artığı kaldığından yeni hastalık ve zararlıların gelişmesine (saprofitler, kök çürüklüğü)  müsait bir ortam oluşuyor. Ancak bir taraftan korumacı tarımı sürekli uygulamakla toprak içerisinde zararlı mikroorganizmalar yanında bunları yok edecek mikroorganizmaların da çoğalması ile bir denge oluşacağı ve zararlı etkilerin ortadan kalkacağı uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

Haber Görseli

SIVI GÜBRE KULLANILMALI

Toprağa karıştırılması gereken tarımsal ilaçlar (trifluralin gibi) işlemesiz tarıma uygun değil. Gübrelerin ekimle birlikte ekim sıralarına verilmeleri dışında serpme olarak uygulanmaları ile toprağa karışmasında problem olabiliyor. Yoğun bitki artığı, eriyen gübrelerin toprağa karışmasına müsaade etmeyip, kendileri gübreyi tutabiliyor. Bu nedenle işlemesiz tarımda ve azaltılmış işlemeli tarımda sıvı gübrelerin kullanılması daha yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Orta Anadolu’da gübrelerin serpme olarak verilmesini engelleyecek miktarda sap ender yıllarda ortaya çıktığı için bir problem teşkil etmez.

HAVAYA DAHA AZ SERA GAZI YAYILIYOR

Toprak işlemenin azaltılması veya yapılmaması, toprak verimliliğinde artışa yol açıyor. Toprak yüzeyinde bırakılan bitki artıkları sadece toprak ve su korumasında değil, toprağa organik madde ilavesinde de rol alıyorlar ve çürüdükçe toprağa organik madde ilave edilmiş oluyor. Pullukla sürüm yapılmaması organik maddenin parçalanıp yok olma sürecini de yavaşlatıyor. Toprakta organik fraksiyonun artması toprağa karbon ilavesi anlamına gelir.  Verimlilik açısından uygun karbon/azot  oranını bulmak için toprağın ya kimyasal azotlu gübrelerle desteklenmesi veya baklagil bitkilerinin yetiştirilmesi gerekiyor. Örtü bitkilerinin yetiştirilmesi (özellikle alleopati özelliğinde olup yabancı otları bastıran) hem yabancı ot mücadelesinde hem de toprağa organik madde ilavesinde önemli katkılar sağlar.

Haber Görseli

Korumacı tarımın çevresel etkileri de önemli. Korumacı ve geleneksel tarımda kullanılan yabancı ot ilaçlarının çevreye özellikle de su kaynaklarına ve derelere etkileri hafife alınmamalı. Atrazine, paraquat ve 2.4 D bileşimli ilaçlar bilinçsiz kullanıldığında çevreye ve insan sağlığına zararları olabilmekte. Ancak bu zararların boyutu, tarım alanlarının yer altı su düzeylerine veya derelere olan uzaklığına bağlı olarak değişiyor. Orta Anadolu Bölgesi gibi düşük yağışı olan bölgelerde bu ilaçların sızma yoluyla yer altı suyuna veya yüzey akışıyla derelere karışma ihtimali çok düşük. Çünkü bu bölgelerde yer altı suları yerin çok derinlerinde (en az 15-20 m) bulunuyor ve bu derinliğe kadar sızabilecek derecede yüksek yağış alınması imkansız. Buna karşın yüksek yağışı olan yörelerde bu ilaçların çevreye etkileri göz ardı edilemez. Ayrıca korumacı tarımda toprak yüzeyindeki bitki artıkları da sözü edilen kimyasalların yüzey akışla dere veya göllere taşınmalarını azaltır veya yok eder. Azaltılmış işleme ile bir yandan daha az fosil yakıt (mazot) kullanılmakta, bir yandan da bitki artıklarının parçalanma sürecinin yavaşlaması nedeniyle havaya daha az sera gazı yayılmakta, böylece küresel ısınmanın önlenmesinde önemli katkılarda bulunulmaktadır.

İşlemesiz tarım nerelerde ve hangi ürünlerde yapılabilir?

İşlemesiz tarım tarla tarımının yapıldığı ve toprağın kazıldığı yumrulu ürünlerin (patates, havuç, pancar vb.) üretilmediği her yerde yapılabilir.

Ülkemizde işlemesiz tarıma yönelik adaptasyon ve demonstrasyon çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

İşlemesiz tarım konusundaki araştırmalar 1998 yılında tarafımızdan başlatıldı. 1998’den bu yana TARM’da şahsım liderliğinde işlemesiz tarım konusunda yapılan çalışmalarda 3 tip ekim sistemi denendi ve bunlardan kimyasal nadas sisteminin mevcut kara nadas sisteminden yüzde 50 daha az maliyette olduğu ve verim bakımından kara nadasla eşit verime sahip olduğu saptandı.  Diğer sistemlerde geleneksel uygulamalara göre daha düşük verim elde edilmesine karşılık yıllar geçtikçe durumları daha iyiye gittiği tespit edildi. Bu yönde Haymana Çeltikli köyünde yapılan demonstrasyon çalışmalarında kimyasal nadas, kara nadas ve çiftçi nadası sistemlerinden sırası ile yüzde 21 ve yüzde 37 daha fazla buğday verimine ulaşıldı. Yine Temelli’de kışlık olarak ekilen fiğ, sürümle ekilenden dekarda 124 kilogram yani yüzde 23 daha fazla fiğ otu verdi.

Çalışmalarımız örnek alınarak Konya Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsünde çeşitli denemeler yapıldı ve başarı ile tamamlandı. Yapılan denemelerde doğrudan ekimde buğday verimlerinin geleneksel ekime göre, ya aynı ya da daha iyi  olduğu belirlendi. Bunun yanında  doğrudan  ekimin  daha ekonomik bir üretim şekli olduğu tespit edildi. Ancak doğrudan ekimde başarının mutlak şartının  iyi  bir  ekim  makinesi  ve  ekim  nöbeti  gerektirdiği  sonucuna  varıldı. Bazı özel büyük tarım işletmeleri ve Ceylanpınar TİM’in, gelişmiş direkt ekim mibzeleri alarak işlemesiz tarıma girdiklerine de memnuniyetle tanık olduk.

Daha sonra Bakanlığımız işlemesiz tarıma doğrudan ekim mibzeri ve ÇATAK projesi ile işlemesiz tarımla üretim yapan çiftçilere destek vererek daha yaygınlaşmasını sağladı. Bütün bu destek ve çalışmalara rağmen işlemesiz tarım tüm dünyada olduğu gibi çok yavaş yaygınlaşıyor. Bunun başlıca sebebi olarak ucuz ve kaliteli mibzer yokluğu ve yabancı ot mücadelesinin yeterince yapılamaması geliyor. İşlemesiz tarımı başarı ile yapabilmek için ileri tarım bilgisine, özellikle yabancı ot mücadelesine sahip olmak gerekiyor.

İşlemesiztarım Maliyet anız örtüoranı