EYLÜL-EKİM 2022 / HAYVANCILIK

Türkiye keçi varlığı 12 milyon


Hülya OMRAK    

18.10.2022 


Türkiye, keçi varlığı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri konumunda. 2009’dan bu yana verilen önemli desteklemelerle ülkemizde varlığı 12 milyona ulaşan keçi, özellikle orman içi ve kenarı köylerin önde gelen geçim kaynaklarından olması ile birlikte hayvancılık ekonomisinde önemli bir yere sahip. Ülkemiz keçi varlığı, yetiştiriciliği ve elde edilen ürünleri ile ilgili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Küçükbaş Hayvancılık Araştırmalar Koordinatörü Dr. Serdar Yağcı ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Türkiye’deki mevcut keçi sayısı nedir, yıllar içerisindeki değişimi nasıl bir seyir aldı? Ülkemizdeki keçi yetiştiriciliği en çok nerelerde yapılıyor?
 
Türkiye keçi varlığı açısından, hâlâ dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Ülkemizde 2021 yılı verilerine göre 12 milyondan fazla keçi bulunmaktadır. Bu sayı son otuz yılın en yüksek sayısıdır. Ancak, doksanlı yıllardan başlamak üzere dramatik bir düşüşe geçen keçi varlığımız en dip seviyeyi gördüğü 2009 yılında 5 milyona gerilemişti. 2009 yılından sonra küçükbaş hayvancılığa yapılan önemli desteklemeler, kayıt altına alma ve örgütlenme uygulamaları keçi varlığımızın giderek kendisini toparlamasına ve bugünkü 12 milyon sayısına ulaşmasına önemli katkılar sunmuştur.
 
Ülkemizde keçi yetiştiriciliğinin en yoğun bir şekilde yapıldığı bölge Akdeniz Bölgesi’dir. Bu bölgeyi sırasıyla Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi takip eder. Keçi varlığımızın yaklaşık %30’u Akdeniz Bölgesi’nde yetiştirilir ve en önemli iller Mersin ve Antalya’dır. Bu illeri takiben ikinci sırada yer alan bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki Şırnak yaklaşık 500 binden fazla keçi varlığı ile üçüncü sıradadır.
 
KEÇİ, EKONOMİDE VE ÇEVREYİ KORUMADA BÜYÜK BİR DEĞERE SAHİP
Keçi yetiştiriciliğini diğer küçükbaş yetiştiriciliğinden ayıran belli başlı özellikler neler?
 
Hayvansal üretimin bir dalını oluşturan keçi yetiştiriciliği, Anadolu kültüründe maddi ve manevi bir değere sahiptir. İnsanımızın beslenmesi, giyinip barınması gibi önemli ekonomik katkı sunması kadar manevi alanda da işlev yüklenmiştir. 
 
Koyuna ve sığıra göre daha az yağlı ve kolesterolü düşük olan keçi eti, özellikle ülkemizin orman içi ve kenarı köylerinde üretilen bir ettir. Keçi sütünün ise diğer sütler arasında özel bir yeri vardır. Alerji, astım ve kimi sindirim hastalıklarının tedavisinde kentlerde de kullanılır duruma gelmiştir. Keçi sütü anne sütüne en yakın süt olması nedeniyle bebeklerde önemli bir alternatif besin kaynağı olabilmektedir. Çok sevilen ve tüketilen dondurmanın ham maddesi yine keçi sütüdür.
 
Ülkemizde, keçi yetiştiriciliği özellikle orman içi ve kenarı köylerin en önemli geçim kaynağı olması ile birlikte hayvancılık ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Orman ve keçinin birbiri ile olan ilişkisinde; keçiler ormana gübre bırakır. Sık makilik alanlarda koridor açarak yangın şeritlerine benzer alanlar oluşturur. Yetişmiş ormanlık alanlarda otlayarak yangınlara karşı dip temizleyici olarak görev yapar. İleride beklenilen olumsuz iklim koşullarında yaşayabilecek en dayanıklı hayvandır. Anadolu kültürünün önemli bir ögesidir.

Haber Görseli

KEÇİ BAKIMI, ZAMANINDA VE DOĞRU ŞEKİLDE YAPILMALI
En yüksek verimi almak adına bir keçi yetiştiricisi en çok nelere dikkat etmeli?
 
Keçi yetiştiricisi gelirini artırmak, dolayısıyla sürüsünün verimini artırmak için yapması gereken ilk işi, verim kayıtları tutup bu verilerle en iyi damızlık bireyi seçme işlemidir. Yani ıslah çalışması yapmalıdır. Bir başka deyişle yüksek verimli olan oğlaklar gelecek yıllarda kendilerinden yararlanmak üzere damızlığa ayrılırlar. Örneğin, büyüme hızını ıslah ile geliştirmek istiyorsak, belli bir dönemde en fazla canlı ağırlık artışı sağlayan dişi ve erkek oğlaklar damızlık olarak ayrılırlar geriye kalan yavrular kesime gönderilmek suretiyle sürüden uzaklaştırılırlar. Bu sayede her yıl damızlık seçimi yaparak sürüde büyüme hızı artırılmış olur. Bu çalışma ile beraber aynı zamanda en uygun bakım ve besleme şartlarını sağlayarak yetiştiricilik adına yapılması gereken işlemleri zamanında ve yeterince yapmalıdır. 
 
Keçilerde yetiştirme işlemleri; teke katımı, gebelik, doğum mevsimi, oğlak büyüme dönemi, sağım, kırkım ve vücut bakımı ve temizliği gibi ana başlıklardan oluşur. Sürülerde, teke katımında önemli olan, ister serbest ister sınıf usulü olsun, mevsiminde ve belirli bir zaman aralığında yapılmasıdır. Yani devamlı, dört mevsim olarak tekenin sürüde olması yetiştiricilik açısından ve ekonomik olarak doğru değildir. Çünkü teke, devamlı sürüde olur ise yavru doğum mevsimi uzun sürecek ve bu durum fazladan iş gücüne neden olacaktır. Aynı zamanda doğan yavrular farklı farklı canlı ağırlık ve yaşlarda olması sebebiyle istenilen tek tip besili sürü haline dönüştürülemeyecektir. Bu nedenle belirli bir tarih aralığında (en fazla 45 gün) teke katımı yapılmalıdır. Teke katım mevsiminde bir diğer önemli husus flushing besleme denilen teke katım dönemi beslemedir. Aşım döneminde besleme düzeyinin oğlak verimi üzerinde önemli etkileri vardır. Özellikle teke katımı öncesi ve teke katımında 2-4 hafta süreli olarak devam eden ve olağan dönemlerden daha yüksek bir besleme olarak açıklanan Flushing, döl verimini (oğlak verimini) artırmaktadır. Aynı zamanda, kısırlığı azaltmakta, ikizlik oranını yükseltmekte, kızgınlığın daha belirgin olarak görülmesini sağlamakta ve toplulaştırmaktadır. Gebelik döneminde ise özellikle gebeliğin ikinci yarısında, anne karnındaki yavrunun besin madde gereksinimi artar. Dolayısıyla verilecek yemlerin protein, enerji ve mineral madde yönünden zenginleştirilmesi verimi artırmada önemli bir katkı sağlayacaktır. Yavrulama döneminde ise doğum yapacak olan anne keçinin, bol ve temiz altlıklı ve hava akımından korunaklı bir doğum yerinin olması gerekmektedir. Doğan yavruların ilk sütü olan kolostrumu (ağız sütü) almaları muhakkak sağlanmalıdır. Genellikle mayıs-haziran aylarında yapılan kırkım yılda en az bir defa yapılmalıdır. Yerinde ve zamanında gerekli sağlık bakımı yapılmalıdır. Aşılar eksiksiz olarak takip edilmeli ve uygulanmalıdır.

Haber Görseli

TÜRKİYE KEÇİ IRKININ YÜZDE 80’DEN FAZLASINI KIL KEÇİSİ OLUŞTURUYOR
Yerli keçi ırklarımız neler? Şu an ülkemizde en çok yetiştirilen ırklar hangileri?
 
Dünyada iki yüzden fazla keçi ırkının olduğu bilinmektedir. Ülkemizde ise resmi kayıtlara göre yirmi ırk bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri sırasıyla; Kıl keçisi, Kilis keçisi, Saanen keçisi, Ankara keçisi, Malta keçisi, Şam keçisi, Honamlı keçisi ve Türk Saanen keçisidir. Bunların dışında ise az da olsa önemli yerli keçi ırklarımız da bulunmaktadır. Bunlar; Kaçkar keçisi, Mahalli keçisi, Norduz keçisi, Gürcü (Osmanlı) keçisi, İspir keçisi ve Abaza keçisidir.
 
Ülkemiz keçi varlığının % 82’sini, 10,2 milyon baş ile Kıl Keçisi teşkil etmektedir. İkinci sırada ise 638 bin baş ile %5 oranında Kilis keçisi,  sonrasında ise sırasıyla; 605 nin baş ile Saanen Keçisi ve 276 bin baş ile Ankara (Tiftik) keçisi gelmektedir.
 
KÜÇÜKBAŞ SÜT ÜRETİMİNDE KEÇİ SÜTÜNÜN ORANI YÜZDE 28
Keçi ürünleri nelerdir, ülkemizde en çok hangileri üretiliyor?
 
Keçilerden et, süt, deri, kıl ve tiftik olmak üzere birçok ürün elde edilir. Ülkemizde keçilerden kırmızı et üretimi, 2019 yılı verilerine göre 16 bin 536 ton olarak gerçekleşmiştir. Toplam kırmızı et üretimindeki payı ise %1’dir. Bununla beraber 6 bin 100 ton kıl ve 380 ton tiftik üretimi gerçekleşmiştir. 2019 yılı verilerine göre sağılan keçi sayısı 5 milyon 471 bin baş ve üretilen süt 577 bin 200 ton olarak kaydedilmiştir. Keçi sütünün toplam süt üretimindeki payı %3 iken, küçükbaş süt üretimindeki payı %28’dir. 
 
Dünyada keçi yetiştiriciliğine olan ilgi artışında, etinin ve bilhassa sütünün özellikleri önemli rol oynamaktadır. Süt ürünlerinin keçi sütü ile yapıldığında pazarda daha fazla tercih edilmesi ve bazı özel ürünlerin keçi sütüne bağlı olarak üretilebilmesi bu sütü değerli kılmaktadır. Gerek ülkemizde, gerekse Avrupa Birliği ve Orta Doğu ülkelerinde keçi sütü açığı olduğunu dikkate aldığımızda, keçi sütü üretimimizi artırmamızın önemi daha net görülmektedir. Ancak, hayvan başına verimler çok düşük olup hayvan başına verim artışı ile önemli süt üretim artışı sağlanabilir.

Haber Görseli

Bizim pek tanımadığımız; ancak Kuzey Amerika’ya özgü "bufalo" eti daha önce güçlü bir trend yaratmıştı. Kolesterol düzeyi diğer kırmızı etlere göre düşük olan ve pahalı bufalo etinin yerini daha kolay üretilen keçi eti almaya başladı. Bu gelişme Amerika’nın birçok eyaletine yayılmış durumda. Hemen her gün yeni bir keçi çiftliği kuruluyor. Gelişmeler sade keçi çiftlikleriyle sınırlı değil. Bu gelişmeye paralel keçi eti satan sağlık marketleri, keçi eti işleyen şarküteriler de hızla artıyor. Çeşitli keçi ürünlerine odaklanmış marketlerin toplumsal algıdaki yeri çok olumlu. Bu piyasada yoğun markalaşma var. Nedeni oraya özgü yetiştirme tekniklikleriyle verimli ırkların ıslah edilmiş olması. Keçilerin hem eti, hem sütü açıkta değil; "termoforming" olarak bilinen koruyucu ambalajlarda tüketiciye sunuluyor. Ülkemizde de markalaşma ve keçi ürünlerini özel kılan yöntemlerle pazar ağını genişletip ticareti artırmanın yollarını bulmalıyız. Bunun en başında keçiden elde ettiğimiz birim hayvan başına verimi ıslah çalışmaları ile artırmak olacaktır.
 
Keçi etinin dikkat çekici özelliği insan vücuduna dinçlik sağlayan bazı aminoasitlerin süt ve etinde yeterli miktarda bulunmasıdır. Sütü,  anne sütüne en yakın besin kaynağıdır. Süt molekülleri küçük ve sindirimi kolaydır. Geleneksel yoğurt yapımında lezzetli sonuçlar veren keçi sütü kolesterol dengeleyici özelliğe sahiptir. Keçi peynirleri ise gurme peynirler sınıfının ilk sırasındadır. Örneğin, en iyi "mozarella" peynirleri keçi sütünden üretilirken, dünyaca ünlü ‘chevre (şevr) peynirleri de en önemlisidir. Irkı ne olursa olsun keçi ürünlerinde et ve süt kalitesi pek değişmemektedir. Özellikle keçi sütünden üretilen peynirlerin kullanıldığı sandviç, pizzalar benzerlerine göre daha farklı fiyata satılabilmektedir. Kolay erimesi, ürünlere çekici lezzet kazandırması bu farklılığın önemli nedenlerinden birisidir.
 
Bununla beraber, keçi sütü inek sütüne oranla %13 daha fazla kalsiyum, %25 daha fazla vitamin B6, %47 daha fazla vitamin A, %134 daha fazla potasyum içerir. Keçi sütü yağının yaklaşık % 99'u trigliseritlerden oluşur. Keçi sütünün, kısa zincirli yağ asitlerince zengin olması özellikle sindirim yeteneği henüz gelişmemiş bebeklerin beslenmesinde keçi sütünden yararlanılmasını ya da keçi sütünden üretilmiş bebek mamalarının kullanımını esas kılmıştır. Keçi sütünde yağ taneciklerinin çapının küçük olması, sindirimini kolaylaştırır. Ayrıca keçi sütü proteinlerinden alfa-s1 kazein içeriğinin düşük olması sebebiyle de yumuşak bir pıhtı oluşturarak mide/bağırsak (gastro-intestinal) sağlığının korunmasına yardımcıdır. Anne sütüne oranla proteinler ve fosforca zengin olan keçi sütü midede asit ve alkalileri tamponlayıcı bir özellik göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı, alkali veya asit zehirlenmelerini önlemede ve peptik ülserleri iyileştirmede yararlıdır. 1999 yılında yapılan bir araştırmada keçi sütü ile beslenen gelişme çağındaki çocuklarda, inek sütü ile beslenenlere kıyasla magnezyum, fosfor miktarı ve kemik yoğunluğunun daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 
 
Keçi ürünleri ticaretinden ne durumdayız? İthalat ve ihracat oranları ne?
Süt ve süt ürünlerinde son altı aylık verilere bakıldığında 373 milyon dolarlık bir ihracat miktarı ile giderek artan ihracatımız söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Bunun içerisinde en önemli ürünler süt tozu, tereyağı ve dondurmadır. Keçi ürünleri kapsamında dondurma ihracatımız ise gittikçe artmaktadır. Son altı aylık dönemde 23 milyon dolarlık peynir, laktoz ve süt tozu ürünleri ithalatı söz konusu olmuştur. Bu sayının içerisinde çok az miktarda keçi ürünleri ithalatı gerçekleşmiştir.
 
Keçi ve ürünlerinin dünyada gittikçe önemi artmaktadır. Ülkemizde de da olsa markalaşmış ve keçi ürünlerine yönelik üretim ve pazarlama gerçekleştiren firmalar bu süreçte yerine almaya başlamıştır. Ülkemiz küçükbaş hayvan coğrafyası olmakla birlikte yerli keçi ırklarımız geleceğimizin sigortasıdır. Bu nedenle yapılan küçükbaş ıslah faaliyetlerine ve yetiştiricilerin örgütlenmesine büyük destekler sağlanıp sektörün daha iyi noktalara gelmesini sağlamamız gerekir.

Keçi orman gübre hayvancılık